6 Haziran 2011 Pazartesi

Pedallamak mı gerekiyor?




Okul arkadaşım mesaj atmış. "Kardeşim telefon rehberim mafiş. Ararsan sevinirim. Eğer yarın bisiklet binmeyeceksek hiç aramana lüzum yok! Hazır rehberim silinmişken tümden sileyim seni. Bir de fatura bilgilerini ver, şu bisiklet ekipmanlarını sana faturalayıp kargolayayım!!!"

Arkadaş çevremde herkesin bisiklet alıp bir yerlere kaçası var. Benim gibi bir arkadaşları olunca bu konuda daha da ciddiler.. Kaçamıyorlarsa da böyle beraber günü birlik geziler yapıyoruz. Cem de o arkadaşlarımdan biri. Hazır gaza gelmişken de bisiklete alıştırmaya çalışıyorum. "Len 6-7 ay sonra yeni tura gidiyorum. Yokum. Gelip kapının önüne bırakma malzemeleri he mi?"

Pazarları sabah 7:00 veya 7:30 da Konya köprüsü üstünde buluşuyoruz. Geçen pazar ben biraz erken gitmişim kendisi de biraz geç kalınca oturup gelen geçen arabaları seyre daldım. Kulağımda ipod başladım arkadaşımın yeni albümünü dinlemey.

Haftasonu Trt 1 radyosunda kendisi ile birlikte canlı yayındaydık. O ve grubu çevre günü için şarkılar söylediler, ben de yapmış olduğum seyahati ve ilk defa önümüzdeki yıl başlayacağım seyahati dinleyicilere anlattım. Program bittikten sonra birlikte bir şeyler yemeğe Tunalı caddesine gittik. Sonrasın da yeni çıkan albümünü almaya. Albümün adı 'Pastel' sözlerde müzüklerde süper. Şu sıralar pedallarken bu albümü dinliyorum

Haftasonu Bala’ya doğru pedal çevirdim, albümün tamamını defalarca dinledim.. Köprünün üstünde Cem’i beklerken sesini de biraz açmışım. Arabaları seyre dalınca yolun karşı tarafında hoplayıp zıplayan Cem’i bir süre fark etmedim. Netice olarak yeni yol şarkılarımı buldum… Emeği geçen tüm arkadaşlara teşekkür ederim.

Bisikleti gören arkadaşlarım "Bu selenin üzerinde o kadar yolu nasıl gittin? Ulan apış arası hiç mi acımadı hiç mi ağrımadı?" Benim bisiklet selem biraz büyükçe ve yumuşaktır. Bu selenin üzerine bir de jel kılıflardan koyuyorum.. Kanadalı bisikletli Nathan bir ara Tacikistan’da benim bisikleti kullanırken "Bu ne len Kadillah gibi!" demişti. Yemin ediyorum Gobi çölünde gözlerimi kapatıp sürmüştüm. Neredeyse uyuyacaktım. Yani inanılmaz rahat. Fakat o jel kılıfların hep burun tarafı yırtılıyor. Şu anda kullandığımın da bu haftasonu yırtıldı..

Hes projelerine ve doğanın yok edilmesine dikkat çekmek amacı ile Ankara sınırlarına kadar Türkiye‘nin dört bir yanından yürüyen Anadolu Kervanınada Pazar günü uğradık.. Sabah erken bir saatte pedallamaya başladığımızdan Ankara dışında çadırlarını kuran kervan ahalisinin kahvaltısına da yetişmiştik. Kendimi tanıtıp onlarla bir süre muhabbet etme fırsatı da buldum. Her yeni insan, her yeni topluluk özellikle bu doğa için bir şeyler yapmaya çabalayanlar doğru veya yanlış bana yeni bir şeyler öğretiyor bu bir gerçek.. Herkes gibi ben de o projelerin engellenmesini, bu grubun meclise kadar gidip orada yetkililerin çayını içmesini, sorunlarımızı anlatmalarını, yapıcı çözümler üretilmesini isterim. Bu yüzdendir ki ileride o yapıcı çözümleri üretecek yeni nesille yapmış olduğum turdan sonra iç içeyim.

Geçenlerde ilkokul öğrencilerinden birinden şöyle bir soru geldi. "Bu turda harcadığınız para ile bir orman oluşturabilir miydiniz?" İlkokul öğrencisi bu güzel sorunun cevabını en güzel ve detaylı şekilde aldı.. Minikler beni şaşırtmaya devam ediyor.. Bu soruyu ona sordurabilmek, böyle bir şeyin mümkün olup olmayacağını hayal bile edebilmesi çok güzel.

Bir yerleri gezmek için herhangi bir rotam olmadığından haftasonu kendimizi bir tarlanın içinde buluyoruz. Bu arada Kuzey Asya turu bittiğinden beri ilk defa şehirler arası yolda bisikletimle gezerken Adana 450 km tabelası da gördüm.. Hemen aklımdan "Geze geze 6 günde giderim, iyi yakınmış." diyip gitsem mi ki dedim..


Yolda olmayı özlüyorum…. Pedallamak mı gerekiyor? Nedir? Durdukça yazmaya zaman ayıramıyorum..

Bu arada yakın arkadaşlarımdan biri olan Levent haftasonu evleniyor. Gel yol yakınken etme eyleme dedim ama işte insan aşık olunca, göze bir perde iniyor. O arada evlenip gidiyorsun.. :P

Sevgiler, saygılar.