3 Şubat 2011 Perşembe

Japonya - Hayat devam ediyor...




Nagoya'dan sonra kıyıdan biraz uzaklaştım. Gpse baktım Sergül’ün evine 220 km diyor.. İyi de ben niye Sergül’e 2 günde sizdeyim dedim ki? 3 gün demem gerekiyordu.

Pedallarken yoldan da keyif almak lazım.. Ha uzun mesafeler alınca keyif almıyor musun Gürkan? Tabii ki de alıyorum, fakat bazen öyle noktalara, öyle yerlere gidiyorum ki pedallamayı bırakıyorum. Bu dediğim yerler kimi zaman sessiz, canlının olmadığı çöller, kimi zaman doğa ananın kucağı, kimi zaman şehrin en işlek caddesi oluyor, işte o alanlarda duruyorum.

Bisikletden iniyorum. Şöyle bir çevreme bakınıyorum, doğru yerde durmuşum. Oturacak bir yer buluyorum. Tebessüm içinde gözlerimi kapatıyorum. Yavaşça derin bir nefes alıyorum. O nefesi verirken bulunduğum noktadan dünyayı seyre dalıyorum. Üçüncü göz diyorum ben buna. Bu göz önce bana durduğum alanı gösteriyor. Çevremde daireler çizerek yükseliyor. Geldiğim yola bakıyorum. Renkler soluk.! Hayat devam ediyor. Henüz gitmediğim önümdeki o yolu görebiliyorum.. Sonra geldiğim yolda hızlıca ilerliyor, binalar insanlar yanımdan o kadar hızlı geçiyor ki bir anda yavaşlıyor görüntü; Osaka'da Deniz’in restoranına müşterileri geliyor, "Arigato gozayimaz" dediğini duyuyorum, o sırada suratımda bir tebessüm oluşuyor, Güney Kore Busan'da June eve gelen yeni konuklarına şehri anlatıyor, Kore'nin zirvelerinden geçiyorum, bu hızda giderken bile elim Andog'daki tapınağın ahşap duvarlarına değiyor, görüntü yavaşlıyor. Yılların yorgunluğunu üstünde taşıyan o tahtaların kıvrımlarını hissediyorum. Elimi çekiyorum, Seoul'da Evren’i düşünceler içinde işine giderken görüyorum. Kendimi bulutların üstünde buluyorum bir anda, Ulan-batur sokaklarından hızlı geçip elçiliğin içinde Asım Abi'yi görüyorum, Gizem'e bir şeyler anlatıyor. Nurullah odasındaki pencereden dışarı bakıyor. Gobi çölündeyim, hızla giderken bir kere daha duruyorum o çölün ortasında. Bana gerçek korkuyu ve neden korkmam gerektiğini gösteren alan burası işte.. Tek değişen şey vardı bu alanda. Hava daha fazla soğumuştu. Pekin'de Lostar Abi odasında oturmuş bilgisayarda bir şeyler yazıyor. Edip Abi telefonla konuşuyor, Mine yürüyüşte. Bartu'yu arıyorum işte orada kızlar çevresini sarmış. Can Abi'yi sokak aralarında arabasını kullanırken görüyorum. Çin'in içinde oradan oraya tek tek hayatıma dokunan insanların ne yaptığını görüyorum. Kırgızistan'da İbrahim ve kardeşleri ile top oynadığımız alanda duruyorum. O alanın üstünü beyaz bir örtü kaplamış. İbrahim orada değil. Sarıtaş'da sıcacık evinde kardeşleri ile oturuyor. Pamir Dağı tüm heybetiyle karşımda. O göz bile bir kere kapanıyor o alanda. O dağı aştım ben diyorum. Geçiyorum hızlıca sınırı. 4650 metreden aşağı indiğim o yokuşun orada, kollarımı açıp bağırdığım, göz yaşlarımı tutamadığım yokuşun orada duruyorum. Dizlerime kadar karın içindeyim. Derin bir nefes daha alıyorum. Dağların arasında dolanmaya başlıyorum.. Daha farklı. Buralar beyazken daha güzel. Koşturan Marco Polo koyunlarını görüyorum, sürünün ortasından hızla geçiyorum. Minik kasabaları teker teker geçmeye başlıyorum, Nadia'nın yanında buluyorum kendimi. Mutfakta bulaşıkları yıkıyor. Eğiliyorum kulağına fısıldıyorum; "Sözümde duracağım, bak seni hala unutmadım." Duruyor. Önüne düşen saçlarını geriye atıyor. Pencereden dışarı bakıyor. Suratındaki tebessümü görerek uzaklaşıyorum yanından.. Hayatımın en büyük dersini aldığım o tepeden, Japonya'daki Gürkan a bakıyorum. Devam ediyorum Korogh'dan geçerken yavaşlıyorum. 6 senedir dünyayı herkesden habersiz gezen o adamın suratındaki tebessüm aklıma geliyor. Nehir kenarında o akşam oturduğumuz taşın oraya gidiyorum. Karanlıkta göz yaşlarını sakladığı o taşın oraya! Nehrin yanından devam ediyorum. Sınırı geçerken o ara bölgede bir an durup çevreme bakıyorum. Günlerce altında çadır kurduğum, beni güneşten koruyan o ağaca dokunuyorum. Buhara'nın o eski sokaklarından bir daha geçiyorum. Nathan'ı gördüğüm yer. Türkmenistan içinde tek tek konakladığım şantiyelere uğruyorum. Aşkabat'da Aykut masa başında çizimlerin arasında kaybetmiş kendisini, Serpil Ablam elçilikte koşuşturma içinde. Ruhfen Abi düşünceli düşünceli oturuyor, biraz daha yaklaşınca yeni bir şiir yazdığını görüyorum. Nisan arkadaşları beraber okulda görüyorum. Seviniyorum hepsini iyi gördüğüme. Türkmenbaşında şantiyede yapılan o menemen aklıma geliyor, hemen oraya gidiyorum. Herkes iş başında tanıdık kimse yok civarda. Hazar denizini hızlıca geçip Bakü sokaklarında dolanıyorum. Dostlarım ya işlerinde ya okullarındalar. Şimdi onlara geldiğimi haber vermeyeyim.. İşlerini bırakıp yanıma gelirler biliyorum. Elshan'ın yanına okula uğruyorum. Ama o da derste.. Tekrar yola çıkıyorum. Azerbaycan'daki o polis noktalarından tek tek bir daha geçiyorum. Misafir olduğum köylere bakıyorum, insanlara bakıyorum. Sınırı geçtikten hemen sonra duruyorum. Arat'ın tır parkına uğruyorum. Bizim tırcılar öğlen yemeğine durmuşlar. Arat harı harıl çalışıyor. Devam ediyorum. Son tepeyi aşıp Posof'un oradaki sınır kapısına ulaşıyorum. Sancakta Türk bayrağı gözüküyor. Bizim sınırı geçerken yavaşlıyorum, derin bir nefes daha alıyorum. Dede evim Arhavi'den geçerken Aytekin Amcamın kahkalarını duyuyorum. Enes, Funda, Ayşe ve benim birlikte aldığımız o yolu bir daha tek başıma alıyorum. Yolda tanıştığım herkesin evine dükkanına tek tek uğruyorum. Bolaman bulunan o kilisenin önünde buluyorum kendimi. Denizin kayalıklara çarpıp çıkardığı sesi duyuyorum. Güneşin sıcaklığını üzerimde hissediyorum. Ne güzel yerler gördüm ben şu hayatta. Samsun'da arkadaşım Bilgehan'a uğruyorum. Evini bitirmiş, dışarıda işçilerle konuşuyor. Bekle az kaldı, rakı balık yapmaya geleceğim tekrar yanına kardeşim. Ankara'da evime varıyorum. Herkes salonda oturmuş haberleri seyrediyor. Bir süre onları seyrediyorum. Bir kere daha Japonya'daki bana bakıyorum. Bisikletinin yanında, bağdaş kurup oturmuş o yorgun ama mutlu adama....

Sergül Kato ve Yoshi Kato dan bahsetmeden önce şu gazete haberlerini de sizlerle paylaşmak istiyorum. Bunlar piyasada benim yakalayabildiğim ve fotoğraflayabildiğim gazeteler. Kendi web sayfalarında da haberler geçmekte. Ayrıca japon bloglarında japonca benim turumu anlatan insanlar da var.. Haberlerde yazanların toplu özeti kısaca şu şekilde..

''Geçen sene Türkiye'den yola çıkan bisikletli Gürkan San 11 ülke geçerek Japonya'ya ulaşmayı başardı. Japonya yolculuğuna Fukuoka'dan başlayıp Tokyo'ya ilerleyen Gürkan San ilk hedefi olan Kushimoto'ya uğrayarak Türk askerlerini andı. Tüm Asya boyunca bisikletinin arkasında taşıdığı Türk bayrağını müzede sergilenmek üzere yetkililere teslim eden Gürkan San bisikletiyle tüm ipek yolunu, çölleri, dağları geçerek hedefi Tokyo'ya samurayların ilerlediği yollarda ilerliyor. Yola çıkış amacı giderek hissedilen küresel ısınmanın etkilerine karşı bisikleti insanlara sevdirmek ve her yere gidilebileceğini göstermek..........."

Yomiuri Shimbun (Tiraj 14 milyon)


The Asahi Shimbun ( Tiraj 12 milyon)


Mainichi Shimbun (Tiraj 6 milyon)


Chunichi Shimbun (Tiraj 5 milyon)




18 yorum:

  1. Tebrikler Gürkan seninle onurlanıyoruz.Üçüncü gözünün farkındalığı daim olsun. Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
  2. film şeridi gibi geçti bugune kadar okuduklarım :) TR ye geldiğindede basınla ilgili birşeyler yap abi.Okan Bayulgen'in sohwun'a çık Beyaz Show'a çık. Tv den daha çok etkili oluyor sanki. Seni TVde görmek isteriz.. :)

    YanıtlaSil
  3. Cihan abi. teşekkür ederim. Sanırım seyahat ettiğim sürece o göz hep yanımda olacak

    Mahmut teşekkürler. davet eden olursa neden olmasın Mahmut

    YanıtlaSil
  4. nefesim kesilircesine okudum harika bir yazı oldu bende senin yaztıklarını okurken ben seninle beraber pedalladım

    zafer az kaldı yolun açık olsun

    YanıtlaSil
  5. Mahmut Bey'in teklifine Okan da büyük olasılıkla destek çıkacaktır, geçenlerde Hasan Söylemez'den bahsetti yayınında. Salak ablanın birine "Türkiye'yi bisikletle turlamak ister miydiniz?" diye sordu, sahte sarışın abla turlamak isteyeceğini fakat bunu ciple yapabileceğini söyledi. Felsefe farkı.

    Beyaz ile ilgili olarak sosyal mosyal pek bişii sallamadığı direk programına çıkaracağı kişiden aldığı paraya baktığı şeklinde bok atmıştı geçenlerde biri Burak'ın dükkanda.

    YanıtlaSil
  6. Helal olsun! Yeni fark ettim seni ve kendimden utandım >_< Yolun açık olsun! Umarım birgün ben de buna cesaret edebilirim ki edicem...

    Bol şans :)

    YanıtlaSil
  7. Sergül'ün blogundan gördüm sizi. O blogu bulma maceram da yazın Japonya'da bir kongreye katılacak olmam. Bloga şöyle bi göz attım, detaylıca okumaya başlıyorum hemen. Ama çok takdir ettiğimi söylemem lazım. Sevgilimle aynı yolu motorla gitmek gibi bir hayal kurmuştuk haftalar önce, şimdi görüyorum ki imkanlar uygun olduğu sürece hayal değilmiş :) iyi yolculuklar

    YanıtlaSil
  8. Blogunuza bugün rastladım.Hemen okumaya başladım.Okurken mutlu oldum, duygulandım ve umutlandım.Tebrikler ve teşekkürler:)

    YanıtlaSil
  9. Bisikletden iniyorum. Şöyle bir çevreme bakınıyorum, doğru yerde durmuşum. Oturacak bir yer buluyorum. Tebessüm içinde gözlerimi kapatıyorum. Yavaşça derin bir nefes alıyorum. O nefesi verirken bulunduğum noktadan dünyayı seyre dalıyorum. Üçüncü göz diyorum ben buna. Bu göz önce bana durduğum alanı gösteriyor.
    ...................................
    Özün sözü
    Merak ettim bu seyahatinden önce bu alıntı yaptığım kelimelerini sıralayabilirmiydin....

    yolun, bahtın açık olsun

    nazım

    YanıtlaSil
  10. Geçenlerde rasgele bloglarda gezinirken fark ettim sizi. Okurken 15 sene evveline Ayrancıdan Eğmire gittiğim günler aklıma geldi. Tabi siz benim yaptığımın milyon kere zorunu, hem de gördüklerinizi bizimle paylaşarak yaşıyorsunuz. Yüreğimsizinle sağlıcakla kalın.

    YanıtlaSil
  11. Laz bike bu hikaye boyle devam edecek iste nerde son bulacak bende bilmiyorum...

    Ahmet Mumcu, Cemal Atasoy, Cem Terzi, Evrim Yigit, Serkan Tasdelen bu insanlar ornek oldu bana. Bisikletimi aldim gittim kendi yoluma. Onlar gibi bende kendi yolculugumu gostermeye castim bu sayayi okuyanlara. Hasan soylemez en guzelini yapti.. Sanirim bisiklete olan bakis acisi onun sayesinde daha iyi bir noktaya geldi. Banada bir davet gelirse katilirim tabi

    Ruhsuz kadin ne yaptin oyle. Lutfen imkan oldugu surece inan sende yapabilirsin. Sanadece kendine inanman lazim o kadar

    Elmayra hayalinizi kesinlikle gerceklestirin.. Rota konusunda danismak istersenizde her zaman mesaj atabilirsiniz.

    Kucuk kirmizi balik tesekkur ederim

    Tipitip tesekkur ederim : ) soruna cevabi ilerleyen gunlerde verecegim

    Stingrey cok tesekkur edelim o zaman donunce birlikte pedalliyalim diyorum .

    YanıtlaSil
  12. vallahi helal olsun diyorum süpersiniz

    YanıtlaSil
  13. Sevgili Kardeşim:
    şimdi seni ne kadar tebrik etsek hava-civa kalır, yaptığın iş inanılmaz derce anlamlı, bir okadar da zor...
    blogunu Serkan Taşdelen'in web sayfasını takip ederken buldum, 2 günde her satırını zor turu kendim yapmış gibi heyecanlanarak okudum, hatta okudum desem yalan olur yaşadım, tabi bunda kendine has anlatım uslubununda etkisi var...
    Yapmış olduğun çılgınca işte sana başarılar diliyorum.

    YanıtlaSil
  14. Merhaba
    Oncelikle seni tebrik ediyor ve basarilarin devamini diliyorum. sayfani teseadufen yeni gordum sayilir, fakat cogu yazini okudum, gercekten surukleyici ve etkileyiciydi. ozellikle japonya kismi okudukca anilarimi tazelemis oldum. yeni yazilarinida bekliyoruz.
    Nacizane tavsiye olaraktan; Kyoto'yu atlamissin sanirim, ama kesinlikle gorulmesi gereken bir yer. Su an neredesin bilemiyorum ama Yokohama'da Turk okullari ve Tokyo'da Turk kultur merkezi ve Turk camiini ozellikle gormeni tavsiye ederim. adres lazimsa soyle :)
    basarilar.

    Ugur (Ingiltere)

    YanıtlaSil
  15. Harikasın ne diyebilirim ki... Özellikle üçüncü göz konusu... Millet daha bir tanesi veya iki tanesi ile görmesini bilmezken... Gördüklerini anlamlandıramazken... Selamlar sevgiler...

    YanıtlaSil
  16. Abi benim bilgisayarımda mı bir sorun var bilemiyorum ama son 3-4 yazıdır resimleri göremiyorum.Linkler ölmüş galiba.Tabi böyle olması gezdiğin yerleri zihnimde daha bir doğal , daha bir çılgınca hayal etmeme yarıyor :)

    YanıtlaSil
  17. Haklısın muhammet Linkler ölmüş hemen düzeltiyorum .. Uyarı için teşekkür ederim

    YanıtlaSil