27 Şubat 2011 Pazar

Gidenin Ardından Su Dökmek


Herkese merhabalar,

Az önce aklımı yerinden çıkartan bir mesaj aldım. Tam İstanbul'da İf Film Festivali'nde oynayan bir Japon filminden çıkmştım. Üstüne aldığım dergileri kurcalamak için de bir bara oturmuştum. Birden bir mesaj sesi geldi telefondan. Gürkan! Mesajda son bir yazıyı da benim yazmamı rica ediyordu.

Sandığınız kişi değilim evet, adım Çağlar. 11 aydır elimden geldiği kadar, uzaklardan Gürkanımın yazıları düzenlemeye çalıştım. Dediği hiç birşeye dokunmadan, sadece farkettiğim imla hatalarıyla ilgilendim.

Mesajı okuduğum anda kalbim duracak zannettim. Hani çok aşık olduğunuz bir adamı/kadını yolda karşınızdan gelirken görürsünüz de kalbiniz yerinden çıkacak zannedersiniz.
Hah işte aynen o duygu.

Anlayacağınız Gürkan kadar özel bir adamın arkasından konuşacak olmak beni pek heyecanlandırdı. Gürkanım bundan sonrasını okuma. :)

Bu adam benim için çok özel. Herşeyden önce çok kısa bir şekilde nasıl tanıştığımızı anlatayım. Biz Gürkan'la internette tanıştık. O profil fotoğrafına kızları tavlamak için snowboard yaparkenki bir fotoğrafını koymuştu, ben de buna kanıp hep snowboard yapmak istemiş ama hep çok tembel olmuş birisi olarak mesaj atmıştım.

Tarihler konusunda pek iyi değilim, Gürkan beni düzeltir gerekirse (mayıs 2004 ^_^) ama bir şekilde başlayan konuşmalarımız 4,5 sene boyunca birbirmizi görmeden devam etti. O Ankara'da ben İstanbul'daydım, çok da uzak değildik birbirimize aslında ama denk getiremiyorduk. Belki de denk getirmek istemiyorduk. 4,5 sene boyunca internet üzerinden herşeyi konuşan iki insan bir gün ev arkadaşımın bir arkadaşının Ankara'da evlenecek olması üzerinde yüzyüze birbirini gördü.

Bu gereksiz olabilecek ayrıntıyı verdim çünkü internetin gücüne bu blog sayesinde defalarca şahit olduk, bir örnek de ben vermiş olmak istedim.

7 senelik arkadaşlığımızın kısa başlangıç özeti böyle. Seneler sonra Gürkan karşımdaydı. Gözlerinin içi parlıyordu, belli ki memnundu hayatından. O zamanlar bir barın işletmesini yapıyordu.

Bizim Gürkan'la öyle kocaman kocaman anılarımız yok anlayacağınız. Ne çoook eski arkadaşız, ne de zorlu yollardan geçitk. Ama bir şekilde gecelerden birinde ikimizde bilgisayar başındaydık ve hiç ama hiç haberimiz yoktu nasıl bir dostluğun başladığından.

Bu kısa Ankara macerasından sonra Gürkan bir gün telefon edip o sıralar sıklıkla ilgilendiği bisikletiyle Japonya'ya gideceğini, ne düşündüğümü sordu.

Hiç şaşkınlık hissetmedim. İlk sorum "Ne zaman yola çıkacaksın?" oldu sanırım. Uzun konuşmalar sonucunda aslında çevresindekilerin çoğunun kendisine pek inanmadığını, bu yüzden de biraz üzüldüğünü söyledi.

Ben de o zamanlar kendime boyumu pek aşan bir motosiklet almıştım (evet tembelliğime doğru orantılı, pedal basmak bana zor gelir, ver gazı gitsin. :)
ve çıktığım kısa yolculuklarda yolda olmanın ne demek olduğunu tecrübe ediyordum.
Gürkan'ın bu geçici tereddütleri arasında ona tek birşey söyledim:

- Önemli olan Japonya'ya varman, "Ben başardım." demen değil. Ankara'dan çıkıp Karadeniz'i pedallasan yolda yaşayacakların, tanışacağın insanlar, göreceğin yerler varmandan daha önemli.
İster japonya'ya git, ister 50 km sonra dön, önemli olan yolda olman.

Çok klişe bir laf biliyorum. Ama motor tepesinde geçirdiğim kısa süreler içinde anladığım tek birşey vardı:

Rüzgarı burnumda, bazen patlayacak kadar üşüyen ciğerlerimde, donma tehlikesi atlatan ellerimde hissettikçe heyecanlanıyordum. Bu böyle durduk yere hissedilen bir adrenalin değil, altından akan asfaltın, toprağın, burnuna gelen kokunun gerçekliğinin verdiği bir mutluluk.

Gürkan bunu kendisine Japonya gibi kocaman bir hedef koyarak tecrübeye karar vermişti ve bizim ona inandığımızdan daha çok, o zihnine inanıyordu.

Ve üstünden 11 ay geçti. Gürkan şimdi geçtiği onca yolun üstüne canım kuzenim Elif ve onun eşi Teppei'nin evinde döneceği tarihi bekliyor. Bir yandan Tokyo'yu gezerek, keşfederek, herşeyden önemlisi videolarda gördüğümüz ışığını insanlara yansıtarak, paylaşarak.

Hayatta arkadaşlıklarının, dostluklarının, insanların değerini "gerçekten" bilen az insan vardır, Gürkan onlardan birisi. Bilmemnereredeki bir gölün kenarına oturduğunda "Vay anasını, bu yolu alıp buralara geldim." derken yolda gördüğü, tanıştığı herkesi anabilecek kadar güzel bir adam Gürkan. Ben bunu başardım diye sevinirken bunu başarmasında kendisine destek olan ailesini, arkadaşlarını, sevdiklerini, günlüğüne yorum yapanları unutmayacak kadar hafızası geniş bir adam.

O'nu özel kılan sadece cesareti değil aynı zamanda kalbi de. Bu adam bizimle hüzünlerini paylaşacak kadar yürekli. O birbirine sarılıp 10 dakika boyunca ağlayan çifte bakıp daha önce hiç böyle aşık olmadığını itiraf edebilecek kadar samimi bir adam.

Bizimle tüm bunları paylaştığı için güzel bir adam, hala paylaşmadığı ve kitabına sakladığı kimi şeyler olduğunu anlatarak ağzımızın sularını akıttığı için de pek kötü bir adam. :)

11 ay boyunca bu bloğu okumak bizler için Gürkan'la birlikte yol almak demekti. Yorumların birinde yazdığı gibi; ben gerçekten artık bu yol hikayelerini bir süre okuyamayacağımız için üzülüyorum. Ama seminerler, etkinliklerle canlı canlı şahit olacağımız için de çok ama çok seviniyorum.

İnternetin, bloğun ne kadar önemli yerlere ulaşabildiğini, nasıl arkadaşlıklara, dostluklara sebep olabildiğini hepimiz tecrübe ettik Gürkan'la birlikte.

Ben bir şimarıklık yaparak hepimiz adına Gürkan'a teşekkür ediyorum. Bu upuzun yolda onunla birlikte gitmemize olanak verdiği ve bizimle bunları paylaştığı için.

GÜRKAN!!!! Bundan sonrasını okuyabilirsin. HOŞGELİYORSUN! SENİ ÇOK SEVİYORUZ. :)

16 yorum:

  1. Internetin önemini bu kadar güzel vurguladığın için teşekkür ederim : ) herkesin sıkça sorduğu şu sorunun cevabınıda vermiş oldun ‘’ Gürkan bu uzun yolculuğunda arkanda kaç kişi sana yardım etti?’’ O kadar yoğun iş temponun arasında 11 ay boyunca bana yardığım ettiğin, yorulduğumda hadi gürkanım az kaldı diyerek bana o yolları pedal pedal aldırdığın için teşekkürler çağlarım.. Seviyorum seni

    YanıtlaSil
  2. Evet bende tesekkur ediyorum Gurkan'a butun o muhtesem yolculugunu bizlerle paylastigi icin .

    Ayrica ne guzel bir duygu arkadaslarindan boyle candan yorumlar duymasi bir insanin.

    YanıtlaSil
  3. Şerefsizim benimde aklıma gelmişti.ama evlendim.!!!!!!!!!

    YanıtlaSil
  4. Madalyonun öbür yüzünü de tanımış olduk. Düşünmüyorda değildim. Yahu bu adam ta allahın dağında pedallarken nasıl blog update ediyor diye. Jeton hadisesini yaşadım leziz bir şekilde. Ellerine sağlık çağlar, seninde emeğin ve sabrın sayesinde Türkiye ve Tüm dünya isteyince herşeyin yapılabileceğini, her zorluğun üstesinden gelinebileceğini görmüş oldu.

    Eh Gürkan Bey, sizde artık bi gelinde, misafir edelim, yerlere göklere sığdıramayalım, bağrımıza neyim basalım. Gürkan semineri diye beklemekten helak olduk billahi :)

    9 Martta kaptan palamarı alıyor, pruvayı veriyor netaya.

    YanıtlaSil
  5. Caglar Kardesim.
    Her uzun turcuya senin gibi bir gorunmez, guzel insan nasib olur umarim.
    Emeklerini cok iyi anlayabiliyorum, binlerce tesekkurler.

    YanıtlaSil
  6. Çakançakmak,
    Diline, emeğine, aylarca süren sabrına ve yüreğine sağlık! İyi ki var sınız!

    YanıtlaSil
  7. Harika bir seyati, özgür ruhlarını bedenlere sığdıramadığı bisikletlilerin yerine bu seyahati yapmış gibi oldunuz.Birlikte pedal çevirdi sizinle Türkiye bisikletlileri...Sizinle birlikte dolaştık dünyayı sanki.Kutluyorum ve teşekkür ediyorum bisikletliler adına..

    YanıtlaSil
  8. İlk başka Gürkan seni tebrik ederim, yaparım dedin yaptın aksini düşünenleri şaşırttın. Hayatta böyle bir deneyimi kolay kolay kimse yaşayamaz, aynı duygularla aktaramaz. Teşekkür ederim bu anılarını bizimle paylaştığın için.

    Sana gelince Çağlar en az senin kadar Gürkan da çok şanslı çünkü senin gibi sadık bir dosta sahip. Ellerine sağlık, bu paylaşımda rolün olduğu için sana da ayrıca teşekkür ederim.

    Eeee artık kitap gelsin, herkes Ankara ya da Türkiye'de değil ki konferansları takip edebilsin. Benim gibi gurbet ellerde olan çok kişi vardır eminim ki, kitap gelsin de detaylara inelim merak ediyoruz.

    Sevgiler :)

    YanıtlaSil
  9. Sevgili Çağlar bu muhteşem adama yardım ederek aslında hepimize iyilik ettin. Sayende sürekli izleyebildik Gürkan'ı. Çok teşekkürler,sevgiler.

    YanıtlaSil
  10. Gürkan herşey yolunda mı? Geldin mi? Deprem dolayısı ile soruyorum.

    YanıtlaSil
  11. gürkan inşallah dönmüşsündür,blogundan bizlere bir ses ver lütfen...deprem görüntüleri çok kötü:((

    YanıtlaSil
  12. Ve Gürkan Türkiye'de :)

    YanıtlaSil
  13. Gokhan selamlar ben depremden 3 gun once Turkıye ye dondum.. Suanda Ankara dayım

    Methtap selam.. Ses vermekte bıraz gecıktım bloglar turkıyede acılmadıgı ıcın yazamadım uzun zamandır. Ankara da kı bılgısayarıma ulasınca ancak mesaj yazabıldım. Dusundugun ıcın tesekkur ederım..

    VE Ankara : )

    YanıtlaSil
  14. Biraz gec kesfedip, seruvenin sonunu yakaladim ben. Cooook pismanim. Keske 11 ay once kesfedip seni takip edebilseymisim. Vakit buldukca eski yazilarini okuyorum.
    Depremden once donebilmene cok sevindim. Serrose'ye de sormustum hatta :)
    Keske su seminere katilabilsem...
    Dudu

    YanıtlaSil
  15. Blogda uzun süredir güncelleme olmayınca, merak edip bir uğramıştım. Deprem hadisesi insanın aklına binbir türlü şey getiriyor malum ^^'

    Neyse ki Ankara'daymışsınız. Hoş geldiniz :)

    YanıtlaSil
  16. Hoş geldin Gürkan. Kitabını ve hikayeni Serrose'den öğrenmiştim. Merakla bekliyorum...

    YanıtlaSil