31 Mart 2010 Çarşamba

1 Nisan : )

Şaka yaptık desek şu dakikada? Samsun vali yardımcısı Ramazan Bey iyi dileklerini bildirmek için kesinlikle arar, Kahvecioğlu okul müdürü velime telefon açabilir : ), eh Ali de Anadolu Ajans'da güzel bir haber geçer Türkiye'ye. Ayşe, Funda, Enes kan çıkar diyip evi basarlar. Garmin yaptığı indirimi geri alır, Güngörler bisikletin sahibi Burak'ın, "Abi bisikleti bir getirsene üzerinde eksik parça var" diyip bisikleti parçalama ihtimali yüksek. :P
Ve bir çok insanın taktirini, tebriklerini bu tarz projelere inandığını göstererek alan Atılım Üniversitesi.. Neyse ki şaka değil. Herşeyi geçtim şu dakikadan sonra gidemezsem kalbim kaldırmaz.

Benim gözümden uyku akıyor. Yazı yazacak takat kalmadı bugün. Bir dahaki yazı Cuma akşamı olacak.. Cumartesi günü de Samsun'dan yola çıkıyorum.. İnşallah istediğim gibi olur bu proje.. Bir kere pedalladıktan sonra o yol biter…

23 Mart 2010 Salı

Ululararası pot kırmak nasıl olur?

O elçilik senin bu elçilik benim derken, Çin Elçiliğine vereceğim evraklarla Japon elçiliğine gidersem ne olur? : ) ...

Kapıdaki görevliye de projeyi anlatırken dedim, o da hiç uyarmadı ya. Ben bisikletimle Japonya'ya seyahat ediyorum, Çin de benim yolumun üstünde, o yüzden gelmiştim diye anlatıyorum. Len manyak herif, uyarsana burası Japon elçiliği diye. Bir de kardeşim o bayrağınızı görünür bir yere koyun, ben niye görmedim bayrak falan etrafta. Az kalsın katanayı sokacaklardı bir tarafıma.

İçeri girdik. Vize formlarının doldurulduğu yerde çıtı pıtı birkaç Türk kızı form dolduruyor, ben de alıp doldurayım dedim. Bir tane güzelinden Çinli kadın geldi ki bu aslında Japon. "Ni hav" dedim (Çince merhaba demek, bok var Türkçe desene). O da kaşlarını çatarak hoş geldiniz nasıl yardımcı olabilirim dedi. Kadının Türkçesi benimkinden iyiydi. TRT'de eğitim almış dersin. Önce güzel güzel projemi anlattım. Sonra da elimdeki evraklara bakmadan kendisine uzattım. Bizim Dış işleri bakanlığımızın Çin Halk Cumhuriyeti için verdiği Nota da en başta. Kadın teker teker tüm evraklara baktıktan sonra ‘’Gürkan bey hoş geldiniz, sizin projenizden haberimiz var fakat burası Çin değil Japon elçiliği’’! Aha Gürkan bittin sen!! Len en azından alçak sesle söylesene arkadaki kızlar duymasın, rezil oldum. Tabi benim el ayak birbirine girdi. Sabah 9'dan öğlen 12'ye kadar Türkmenistan, Özbekistan, Rusya elçiliklerini gezersen böyle mala bağlarsın, üstüne de "Ya kusura bakmayın benziyorsunuz karıştırdım dedim’’ bu cümleyi bitirdikten sonra da GÜRKAN SEN NE DEDİN!!! HAY DİLİNİ EŞŞEK ARISI SOKSUN! Japonya'yı boşver sen elçilikten sağ çık tamam..

Kadın benim renkten renge girip terlemeye başladığımı görünce ve arka arkaya da özür dilemeye başlayınca katanasını kınına soktu. Projem hakkında konuşmaya başladı; "Neden Japonya?" dedi ben de anlattım. Telefonlar alınıp verildi. Elçiliğin telefonunu verdi. : ) Halbuki hatamı bir suşi ile telafi etmek isterdim. Yola çıkmadan neler yaşıyorum.. Neyse son 9 gün..

20 Mart 2010 Cumartesi

Aslında en güzeli yola çıkıyorum diyip hemen pedallamak

Uzunca bir süredir yazamıyorum. Sebebini az çok tahmin etmişinizdir. Zaman azaldıkça heyecan da artıyor, eksikler de ortaya çıkıyor. Bir dolu hayal kırıklığı da yaşanıyor. Şu sıralar vize işlemleri ile uğraşıyorum.
Gürcistan bizlerden vize istemiyor, sınır kapısında pasaportu gösterip geçebiliyoruz. Pasaportun süresinin 6 aydan az olmaması şartı ile ülkede 1 ay kalabilirsiniz.

Azerbaycan’a öyle pasaport gösterip geçemiyorsunuz. Vize uygulanıyor fakat ücret alınmıyor. Azerbaycan ülkesine giriş tarihlerini söylememe rağmen pasaportu verdiğim tarihten bir ay süre ile bana vize vermişler. İyi de kardeşim ben bisikletle gidiyorum, yetişemeyeceğimi söylemiştim dedim. Tiflis'den bir daha alırsınız dedi. Gürcistan Azerbaycan karayolu sınır kapısında vize işlemleri yapılmıyor. İstediğim tarihe versen ne olur? İnsiyatif senin elinde..

Türkmenistan 5 günlük transit vize veriyor. İyi de ben 5 günde bisikletle geçemem dedim elçiliğe. Koca elçilik bana bir turizm firmasının adresini verdi İstanbul'dan, bura ile konuşun dedi. Eee sen ne halt etmeye elçilik açtın? Aradım. Durumu söyledim; "Gürkan Bey üzülerek söylemek zorundayım ki, ülkede bisikletle gezemezsiniz!!" Nasıl yaa!! Yahu o ülkede bisikletleri ile gezen bir çok yabancı gördüm ben dedim. Ülkelerinin Dış işleri bakanlığı aracılığı ile özel izin alıp gezmişlerdir, siz de öyle yapın dendi. Bu arada ülkede naylon poşetle sokakta gezmek yasakmış onu öğrendim.

Dış işleri bakanlığına gittim. Proje dosyamla beraber. Biz böyle sıradan bir vatandaş için Nota veremeyiz dendi. Önce İl gençlikten bisiklet federasyonu için lisans çıkarttım. Ardından turizm bakanlığına ve başbakanlığa haber verdim. Hem federasyonda hem de turizm bakanlığından kağıt aldım ki bu işlemlerin hepsini yapmam 1 ayımı aldı, ben kısa kısa yazıyorum. Tüm evrakları toplayıp geri dış işleri bakanlığına gittim. Neticede bu kadar cebeleşmenin sonunda bu yazıları hafta başında dış işleri bakanlığından aldım.

Özbekistan ülkesi vize istiyor vize ücreti 80 dolar. Ayrıca davetiye de istiyorlar. Davetiyesiz ülkeye giremiyorsunuz. Burada gene dış işleri bakanlığının devreye girmesi lazım. Fakat elçilikteki adam projeyi açıyor, Özbekistan'da gideceğim güzergahı, kamp yapacağım alanları inceliyor ve bana oralar hakkında bilgi veriyor. Burada şuraya gidin, burada bunu yapın diye. Ardından projenin kapağını ve benim bilgilerimi alıp vize başvurusu yapıyor. İnşallah istediğiniz tarihe çıkartabilirim, deneyeceğim diyip yardımcı oluyor. Biz de kendi dış işlerimizde yabancı muamelesi görelim!!

Kırgızistan ve Kazakistan ülkelerine vizesiz giriş yapabiliyorsunuz. Pasaport süresi 6 aydan az olmayacak şekilde bu ülkelerde 1 ay kalabilirsiniz.
Rusya, Moğolistan ve Çin'in vizelerini Kazakistan veya Kırgızistan'dan alacağım için burada hiç incelemedim bile. Fakat bu ülkeler bizlerden vize alıyor. Belki ben yoldayken Rusya vize olayını kaldırır.

Onun dışında Turkcell, Akbank, Garanti bankası, THY, Nike, Adidas, Redbull, Greenpeace, Unicef ve birkaç kurum daha sponsor olmak istemedi. Sponsorluk konusunda bir şeyler yaparım diyip arkamdan, bu adam bunu yapamaz diyenler de var. Bu büyük firmalar arasında Güngörler Bisiklet'in sahibi Burak’a inancı ve desteği için teşekkür bir borç bilirim. Bunların dışında bir radyo programında proje ile ilgili dalga geçtiler. Kendi çevreme gelince büyük bir çoğunluk ya yapamayacağımı ya da en fazla sınıra kadar gidip geri geleceğimi söylediler..

Bir de beni iyi tanıyanlar var. Bu rota niye Rusya'dan geçiyor, yemezler yavrum rus hatunlarını görmeye gidiyorsun, alakası yok desem de inandıramadım, Japonya'dan evlenir gelirsin sen ben de zaten onun için gidiyordum, sipariş verenler de var şunu bunu al diyen sonra bisikletle gittiğimi hatırlayıp yaa ağırlık olur di mi..

Hepsini toplarsak devletin bir yardımını alamadım, firmalar sponsor olmadı bütçe konusunda yalnızım, medya da dalga geçildi, kendi arkadaş çevremde inanmayanların sayısı fazla. Şimdi soruyorum hayatınızda hiç bu kadar büyük bir topluluğu hayal kırıklığına uğratma imkanı elinize geçti mi geçmedi mi? Fazla kibar oldu di mi, ben de yakıştıramadım. Gürcistan sınırını geçtikten sonra burayı tekrar kaleme alacağım. : )

Bu hayatta her şey koyduğumuz hedefle başlamaz mı? O hedefe ulaşmak için çaba sarfetmez miyiz? Bisikletle seyhat konusunda hedefimi koydum, Japonya dedim. Çalışma hayatımı askıya aldım, kendi paramla gidiyorum. Uzak veya yakın bir önemi var mı artık? Giderim veya gidemem, bu projenin hayalini kurmuş muyum? Ben ölümüne pedal çevirip ne olursa olsun Japonya'ya gideceğim demiyorum. Hedefimi koydum ve oraya ulaşmaya çalışacağım. Kaç kişi böyle bir yolculuğa çıkmayı göze alır? Hadi bir de maddi imkanları da sağlayın o kişiye buna rağmen kaç kişi bu yolu bisikletle tek başına alır? Bir çok arkdaşım Gürkan bisikletle Japonya'ya gidiyormuşun (herkes Japonya'ya kitlenmiş kalmış durumda), manyak mısın sen diyor. Arkasından bir şekilde destekleyecek ya, keşke zamanım olsa ben de sana eşlik ederdim ama beni yarı yolda bırakmak zorunda kalırdın yetişemezdim sana. Bu cümleyi kuran arkaşlarım; fırsatları biz yaratırız! Zamanınız ve paranız da olsa bu düşünce yapısı ile benle zaten gelemezsiniz bırakın performans zaman bahanelerini. Olay Japonya'ya gitmek değil.

Bu tura çıkmadan önce amaçlarım belliydi. Şehirlerde daha çok bisikletli görmek, Asya'yı bisikletle keşfetmek, bir çok yeni insan, yeni yer görmek, kendi kültürümü onlara anlatmak arkadaşlıklar kurmak, kendi yaşam alanımı genişletmek ve yeni tecrübeler edinmek. Bir tane daha eklendi, bana inanmayanları hayal kırıklığına uğratmak. Öperim. :D