31 Ocak 2010 Pazar

Türkiye'den Japonya'ya doğru bisikleti ile yola çıkarım


Küresel ısınmanın en büyük sebeplerinden bir tanesinin bilinçsizce tüketilen ve hidrojen elementi bulunduran fosil yakıtlar olduğunu biliyoruz. Fazla tüketimi, sera etkisi sonucunda gün geçtikçe dünyayı yok ediyor.
Sanırım ben de buna ehliyetimi aldığım günden beri yardımcı oluyorum. Bisiklete tekrar binmeye başladığımda, önce araç kullanmayı azalttım, zaman içinde sağlık ya da ekonomik sebeplerin yanı sıra doğa için binmeyi öğrendim. İşime bisikletle gidip gelmeye başladım. Ülkenin ufak bir bölümünü gezdim. Eşsiz doğasıyla mükemmel bir ülkede, dünyada yaşıyoruz ve bunun değerini henüz anlamış değiliz. Birilerinin dikkatini çekmemiz lazım. Bu ülkenin şehirlerine bisikletler için altyapı yapılabilir. Bunu yapacak yatırım gücüne sahip kurum ve kuruluşlar mevcut. Yeryüzünde yaşarken istediğiniz kadar para kazanın ama bir gün hepimiz doğaya karışacağız. Yapacağımız en büyük yatırım doğayı korumak adına olmalı ki orda huzur içinde uyuyalım…
29 Mart 2010 Başlangıç Yeri Türkiye Samsun (Son günlerde Karadeniz etabı için sınır kapısına kadar eşlik etmek isteyenlerin sayısı arttığı için Nisan ayının ilk haftası içine de sarkabilir). Bitiş Yeri Japonya, Tokyo. Tahmini Süre 8 ay. Tahmini Mesafe 13500 KM. Ülke sayısı 11. KİŞİ SAYISI BİR. Bu ülkeler sırası ile Türkiye, Gürcistan, Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Tacikistan, Kırgızistan, Çin, Moğolistan, Güney Kore, Japonya.

AMAÇ
Küresel ısınmaya ve giderek artan çevre kirliliğine dikkat çekmek,
Şehirlerde doğa dostu ve ekonomik bir ulaşım aracı olan bisiklet için yol ağlarını büyütmek, Başkentte yapım sürecini hızlandırmak,
Bisikletin bir karne hediyesi değil ulaşım aracı olduğunu çocuklara ve ailelere anlatmak,
Gençlerde ben de başarabilirim duygusunu canlandırmak. Kişisel hedeflere destek olmak.
Çevrecilik, güç, dayanıklılık, performans, azim, hırs, cesaret, hayal gücü, macera değerlerini gençlere hatırlatmak.
Kendi kültürümü diğer toplumlara anlatmak,
Türk - Japon kardeşliğini pekiştirmek.

Sonuç olarak çok zorlu bir yol ve bu yolu tek başıma almam inanın güç. Elimden geleni yapacağım. http://dogaicinpedalla.blogspot.com/ Arkadaşlarımdan
ve ziyaret eden herkesten web adresini paylaşmalarını ve yola çıktıktan sonraki günlerde günlüğümü okumalarını ve destek olmalarını isterim. İmkansızı başarırım, mucize de biraz zaman alır. : )

29 Ocak 2010 Cuma

Perşembe Akşamı Bisikletçileri ile Tanışma

Küçükken de bisikletle uzun mesafeler gitmeyi severdim ama makul mesafeler olurdu bunlar; 10 km 15 km arası. Acaba uzun mesafe bir yol yapabilir miydim? Ne olacak canım ne zamandır düzenli koşan, spor yapan biriyim bünye kaldırır bunu diye düşünüyordum. Koşu ve bisiklet olayında çoğunlukla farklı kas grupları çalışıyor diyebilirim. Ankara - Kızılcıhamam gidip gelmesi benim evimden 200 km. Bu mesafeyi tek gün içinde yaparsan şunlar oluyor: Kıçında kocaman bir sele morluğu; ki bu morluk 1 hafta boyunca senin rahat oturmana ve uyumana engel oluyor. Güneş seni öyle bir yakıyor ki vücudunda oluşan amele yanığını tüm yaz geçiremiyorsun. Şiddetli kas ağrılarından bahsetmek bile istemiyorum. Ve yolda sohbet edeceğin biri yoksa ciddden sıkıcı olabiliyor. Şu da var ki unutulmaz bir deneyimdi. O gün merak etmiştim yahu bu şehirde manyak gibi tek ben mi bisiklete biniyorum? Google'dan araştırıp buldum, Ankara'da "Perşembe Akşamı Bisikletçileri" diye bir topluluk varmış.. İyi tek değilmişim diye sevinmiştim. Buluşma noktalarına gittim perşembe akşamı. Öyle güzel bir topluluk ki her yaştan, her meslekten insan var. Hemen profosyonel bir kaç arkadaş bisikletimde kullanım rahatlığı vericek 2-3 düzenleme yapıyorlar ve artık daha rahat binmeye başlıyorum. Perşembe akşamları bu toplulukla bisiklete binip bu şehirde biz de varız, bisiklet yolu istiyoruz demek hoşuma gidiyor. Her perşembe akşamı bisikleti olan Ankaralılar saat 20:00'de Güven Park'ın önüne bekliyoruuuuz..

Hikayenin Başlangıcı

Sıradan bir gündü. Sabah 8'de uyanmış, koşumu yapıp evime dönmüştüm. Duşumu alıp giyinip restoranıma doğru yoldaydım. Her gün bir öncekinden farklı bir yoldan gidiyordum dükkana. Hep aynı düzen, aynı şeyler, işin stresi canımı sıkıyordu. Perşembe'ydi gene günlerden. Satın alma günüm. Dükkandan eksik listesini alıp çıktım. 2 saat süren alışverişten sonra Ulus'da bisikletlerin satıldığı Yiba Çarşısı'nın önünden geçerken bir anda çoçukluğum gözümün önüne geldi. Bisiklet almaya babamla buraya gelirdik. O andaki heyecanı, mutluluğu hatırladım. İçim kıpır kıpır oldu. Suratımdaki tebessümü hissettim. Hemen aracı yana çekip mağazaların içine daldım. En son ne zaman binmiştim? 12 miydi yok yok 14 yaşındaydım..

Neyse hemen bir tane almalıydım. Karaşimşeğimi aramaya başladım; küçükken öyle derdim bisikletime. Karaşimşek.. İşte duvarda asılı duruyordu... Evet evet bunu istiyordum. Uzun pazarlıklar sonunda karaşimşek benimdi, hemen alıp evin yolunu tuttum. 12-13 yaşında hissettiğim mutluluğun aynısını 30 yaşında da hissetmem hoşuma gitti. Akşama doğru bisikletle ilk test sürüşüme çıkmak için kardeşim beni İncek yolu üzerinde bıraktı.Bu arada yaşlı bir amca biz bisikleti araçtan indirirken yanımızdan bisikleti ile geçti. İşte dedim olay budur. Hemen bisikletime atladım amcayı yakalamaya çalışıyorum. Yahu amca yaşlı gibi duruyordu, maşallah yetişemiyorum. Bir rampa aştık ben daha da yaklaştım, amcanın ensesindeyim önümüzde bir rampa daha var. Ben bu amcayı burda geçerim diyip atağa geçtiğim sırada amcanın baldırları gördüm. Benim bacak kadarmış, ben yokuşu çıkarken tıkanırken amca yanımdan geçerek "Daha kırk fırın ekmek yemen lazım." diyince benim de bisiklet maceram başlamış oldu.

Senler sonra bisikletin üzerinde pedallarken annemin kardeşimle bana bağrışlarını anımsadım.
- Yeter bisiklete bindiğiniz
- Kitleyeceğim bak bir daha binemeyeceksiniz
- YEMEK HAZIIRRR hadi artık inin bisikletlerinizden..
ulan bir gün gelecek dünyayı gezeceğim dedimi hatırlıyorum..

İşe gidip gelirken kullanmaya başlamıştım bisikleti sonra işlerim istediğim gibi gitmemiş restoranımı devretmiştim. Aklıma gelen bu çocukluk hayalimi gerçekleştirmek için zamanda ortaya çıkmıştı.. Neden olmasın?? Öncesinde gideceğim rotayı çıkarıp bir hazırlık yaptım. Gideceğim günde evden tam bakkala gider gibi çıkmıştım. HAdi ben gidiyorum görüşürüz sonra..
Ailem Aşti ye uğurlamaya geldiğinde gerçekten gittiğime inanmıştı...

Hayal kurmayı bırakıp hayallerimin peşinden koşmak hayatın gerçekleklerini görmemi sağladı. Bunu yaparkende bisikletin bir ulaşım aracı olduğunu çevremdeki insanlara hatırlatmaya başladım. Hepimiz biliyorduk sadece unutmuştuk. Doğamızı korumak için muhteşem bir araçtı. Sonrasında bakın daha neler oldu.

2010 yılının nisan ayında samsun’dan bisikletimle yola çıktım. gürcistan, azerbaycan, türkmenistan, özbekistan, tacikistan, kırgızistan çin, moğolistan ve güney kore rotasını takip ederek japonya’ya ulaştım.

samsun’dan tokyo’ya uzanan ve 11 ay süren bisiklet yolculuğumda, tam 12.500 km pedal çevirdim.

doğa dostu bir araç olan bisikletin büyük şehirlerdeki yol ağını büyütmek, bisiklet yolu olmayan şehirlerde yapımına başlanmasını sağlamak ve bisikletin yalnızca bir karne hediyesi değil, aynı zamanda ekonomik, doğal ve sağlıklı bir ulaşım aracı olduğunu ailelere hatırlatmaya çalıştım

“doğa için pedalla” adını verdiği bu projede pek çok ilke imza attım: kuzey asya’yı bisikletle geçen ilk Türk, orta asya cumhuriyetlerini bisikletle geçen ilk Türk, ipek yolu’nun tamamını bisikletle geçen ilk Türk, Türkmenistan’ı bir ucundan diğer ucuna resmi olarak tek başına geçen ilk insan, türkmenistan’da bulunan ve dünyanın en büyük sekizinci çölü olan kara-gum çölü’nü bisikletle geçen ilk türk, dünya’nın çatısı denilen pamir dağı’na (4.650 mt) bisikletle tırmanan ilk Türk, dünyanın en büyük üçüncü çölü olan moğolistan’daki gobi çölü’nü bisikletle geçen ilk Türk ve “türk” ve “türkçe” kelimelerinin tarihte ilk defa geçtiği moğolistan’daki tonyukuk anıtı’na bisikletle giden ilk türk olarak tarihe geçtim.

azerbaycan, güney kore ve japonya’daki şehitliklerimize kadar gittim. 23 aralık 2010 tarihinde japonya’ya vardım; en büyük çocukluk hayalimi gerçekleştirdim. bisikletimin arkasında tüm yol boyunca dalgalanan türk bayrağı, japonya’nın kushimato şehri belediye başkanı tarafından teslim alınarak şehir müzesinde sergilenmeye başlandı. Tüm asya da gazetelere televizyonlara çıktım. Sadece japonya'da 65 gazete ve NHK televizyonunda 15 dk yer aldım

Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde, ana ve ilköğretim okullarında, liselerde ve üniversitelerde, yaz kamplarında yazılı ve görsel basında tecrübelerimi paylaşıp, Türkiye'nin geleceğine katkıda bulunuyorum. Turun kitabını yazıyor, fotoğraf sergisine hazırlanıyorum ve 2012 ocak ayında bisikletimle izmir den dünya turuna başlıyorum..

Hep hayalini kurduğum bir şeyi artık yapıyorum...