29 Kasım 2010 Pazartesi

Güney Kore ve Popia





Birkaç gün içinde yeni anıları koyacağım fakat bugün başımdan geçen bir olayı paylaşmak istedim.

Akşama kadar Kore’nin eski başkenti Gyeongju'ya varmak için yola çıktım. Baktım ki inişler çıkışlar fazla, olmadı bir sonraki gün varırız diye söyleniyordum.

Öğleden sonra bir rampadan aşağı iniyorum, inerken de hemen diğerinin başladığın görebiliyorum. Tam bu iki rampanın arasında yolda minik bir köpek koşturuyor. Karşıdan gelen araçlar korna basıyor şerit değiştiriyor, bu şeritten gelen de korna basıyor hemen öbür şeride geçiyor . Yaklaştıkça yavaşlıyorum. Arkamdan gelen araçlara da yavaşla diye işaret yapıyorum. Önünü kesip yakalamak için duruyorum ama hemen karşı şeride geçip kaçıyor. Ulan o kısacık bacaklarla pıtır pıtır nasıl hızlı koşturuyor! Bisikleti hemen geri çeviriyorum. Hızlanıp bunu geçiyorum sonra da yolun ortasına bisikletimi bırakıyorum. Her iki yönden gelen araçlar yokuştan inerken yolun ortasında kocaman bir cisim olduğunu görüp yavaşlamaya başlıyorlar. Yaklaştıkça da beni ve yakalamaya çalıştığım ufaklığı görüyorlar. Trafik duruyor ve iki hamlede de ben onu yakalıyorum. Önce parmaklarımı ısırıyor. : ) "Oğlum dur bir şey yapmayacağım." desem de dinletemiyorum. Bisikletimi yolun ortasından alıyorum, yol kenarına geçiyoruz.

Kucağımda bir süre tutup bana alışmasını sağlıyorum. Sonra çıkartıyorum tavamı içine su koyuyorum. Elime de kurabiyeleri kırıyorum. Açlıktan ve susuzluktan ölmek üzereymiş köpek. Nasıl da yiyor. Bu arada tasmasında adını ve telefonunu fark ediyorum. Oğlumuzun adı Popia. Başlıyorum kendisi ile konuşmaya. Oğlum sahibin nerde? Niye kaçtın sen? Koca ormanda seni yutarlar diyorum. Ben konuştukça köpeğin gözleri doluyor. Ya tamam ağlama dur ben senin sahibini bulacağım diyorum, olmadı benle gelirsin artık.

Alıyorum arka çantamın üzerine koyuyorum, önce bir güzel sıçıyor sonra işiyor.. "Eee oğlum ne yaptın sen? Yumuşak yeri görünce saldın hemen.. Birlikte yol alacaksak böyle olmaz." diyorum : ) Neyse uygun bir yere geldiğimizde tasmada yazan telefon numarasını arıyorum. Bir bayan çıkıyor. Ben ingilizce konuşuyorum, o Korece. Anlaşamıyoruz. Köpeklerinin adını söylüyorum. Karşıda bir çığlık kopuyor. Heyecanlı heyecanlı bir şeyler diyor da ben anlamıyorum.. Yoldan geçen bir aracı durduruyorum. Kucağımdaki köpeği gösterip sonra telefonu işaret ediyorum. Amca telefonu alıyor konuşuyorlar. Sonra gülücüklerle köpeği alabileceğini ve hemen önümdeki Umni kasabasının adını veriyor. Len oraya 20 km var. Popia sen nasıl geldin oğlum oradan buraya? Ben pedalayacak zor alan buluyorum.

Neyse köpeğin sahiplerini buldum ve evine doğru da o amca ile yolladım. Sonra kelebeklerle kuşlarla yoluma devam ettim..

19 yorum:

  1. Anlaşabilmek için ne aynı dili konuşmak, ne aynı yolu koşmak gerekiyor. O kadar uzak mesafede bunu yaşayarak gösterdin bizlere Gürkan. Sağol varol.
    Bunun üstüne de Can babanın şu dizelerini yazmak isterim.

    En uzak mesafe
    ne Afrika'dır,
    ne Çin,
    ne Hindistan,
    ne seyyareler,
    ne de yıldızlar geceleri ışıldayan...
    En uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir birbirini anlamayan.....

    YanıtlaSil
  2. Bloğunuzu uzun zamandır keyifle takip ediyorum.
    Bazen aynı dili konuşan insanlarda anlaşamıyorken.

    Yolunuz açık olsun.

    YanıtlaSil
  3. Cesuryürek kardeşim benim muhteşem bir iş yaptın yine.Hayvansever olarak sana çok çok teşekkür ederim.İşte bu karakterin yüzünden karşına sorun çıkmıyor.Yaratan biliyor seni.Ellerine sağlık.Ayaklarına kuvvet!Yolun Ak,Yoldaşın Hak olsun...

    YanıtlaSil
  4. Köpekten ziyade Alf'e benziyormuş kendisi.

    YanıtlaSil
  5. anneeeem tipe bak şunun ya bi de t-shirt giydirmişler yirin gız ben seni pıtır kafalı!

    YanıtlaSil
  6. eminim sahibini bulamasaydın yola birlikte devam ederdiniz.kutluyorum çoook...ben tasmaya tel no yazmak yeter sanırdım.ama gördüm ki adını da yazmak gerekliymiş..yolun ve şansın hep açık olsun..

    YanıtlaSil
  7. Sahibini bulana kadar bırakmayacağından emindim bende .Müthiş anılardan biri daha.Sağol paylaşımın için.Yolun açık olsun.

    YanıtlaSil
  8. Yüreğine sağlık. Bir kez daha:))

    YanıtlaSil
  9. yukarıdaki fotoğrafda bu turu yapan sen değilde o'ymuş gibi poz vermiş:)) tipe bak:)

    YanıtlaSil
  10. Gurkan Kore karisacaga benziyor.Sen biran evvel cikmaya bak ordan.

    YanıtlaSil
  11. başarıların daim olsun.

    YanıtlaSil
  12. Ne mutlu size.. Gönülden destekliyorum..

    YanıtlaSil
  13. Güekan dünyayı bisikletinle çüçültensin. Sağ ol varol, Simpleman ın yazdığı gibi ;
    "En uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir birbirini anlamayan"

    YanıtlaSil
  14. EE çağlarım bende sen, yerim : ) O köpeğin hayatını kurtarmasaydım ne anlamı vardı bu turun?

    Olcay 4 aydır dillerini konuşmadığım hatta anlamadığım ülke topraklarında geziyorum. Bende anlaşa bilmek için insan olmak yeterli diyim. Lastik hala dayanıyor umarım gelinceye kadarda dayanır da sana hediye ederim.

    Pınar çok teşekkürler.

    Ruhfen abi biz zaten birlikte yol alıyoruz yukardaki ile. Yoksa bu yol böyle geçermiydi
    : ) Teşekkür ederim.

    Griffith İnan benimde aklımdan o geçmişti. ALf in köpeği olsaydı aha böyle olurdu

    Salise teşekkürler

    Bossa yolda bir daha karşılaşırsam öyle birşeyle alıp sana getireyim ben : )

    Türkan abla çok teşekkür ederim. Evet isim yazmak bizim alfabeyi kullanmayan ülkeler için gayet mantıklı bir şey .. Üstelik onlarda akıllıca davranıp . İngilizce adını yazmışlar ya korece yazsalardı? : )

    NMK kore ben buraya geldiğim için karıştı zaten ben gelmesem birşey olmazdı o yüzden sıkıntı yok. Herşey normnal buralarda.

    Cihan abi teşekkürler. Tabikide bırakmazdım yol arkadaşım olmuş olurdu.

    Hamdi abi çok teşekkürler.

    Eda bende sen diyince bir daha baktım fotoğrafa harbiden öyle çıkmış hhaha

    Sera çok teşekkürler.

    Maydanoz teşekkür ederim. Ayrıca blog umu bloğunuzda paylaştığınızdan dolayı tekrar teşekkürler.

    Urim abi teşekkürler. Dünya küçüldü dimi : ) banada öyle geliyor

    YanıtlaSil
  15. Anammmmm, ne gusel olmus Gurkan benim de gozlerim doldu simdi buradan....

    YanıtlaSil
  16. bir kac tane onceki hayatindaki borclarini kapatmissin Gurkan. super.

    YanıtlaSil
  17. Ayşe : )

    İndrani, bilmem belki haklısındır. bir insan ne yapması gerekiyorsa ben onu yaptım

    YanıtlaSil