3 Ağustos 2010 Salı

Ekipman Bilgileri

Bisikletin her parçası Burak Güngör tarafından monte edildi ve satın alınırken indirim yapılmıştır.

Kron XC 4000 güçlendirilmiş alüminyum kasadan oluşan bisikletin, ön-arka aktarıcı, ayna kol, ön tekerlek göbeği, vites ve V-fren sistemi Shimano Deore LX'dir. Tacikistan'da Pamir tırmanışından sonra bisikletin arka jantını 36 tele çıkardım. Tel sayısını arttırdığım için göbeği de Shimano Deore XT'ye döndürdüm. Gene arka dişlileri de yeni çıkan SLX modelli ile yeniledim. Ön amortisör sistemi karbon alışımdan oluşan havalı bir sistemdir Morgano Flash. Pedallar Spd ve normal ayakkabılara uygun Shimano pedallar. Kron XC 4000 de arkada bagaj sistemi olmadığından Burak’ın babası ustalığını göstererek 80 kilo taşıyabilen hafif alüminyum bagaj düzeneği yaptı. Ön bagaj taşıyıcılarını Amerika'dan sipariş vererek getirttim. 20 kg yük taşıyabilme kapasitesine sahip. Gidon ve selede de karbon kullanacaktım fakat cesaret edemedik, yolda kırılma ihtimali olduğundan onları alüminyuma çevirdik. Selem kalın yumuşak bir sele, üstüne de Geo-Jel sele kılıflarından koydum. Uzun yolda herhangi bir rahatsızlık hissetmiyorum. Fren papuçlarının adı aklıma gelmedi ama ilk papuçları Tacikistan'da değiştirdim. Hatta Tacikistan'da arka ve ön takımları ikişer defa değiştirdim. Dayanıklı ve pratik papuçlar. Bu tarz bir bisikletin artılarını Pamir tırmanışında gördüm. Hafif olmasından tüm tırmanışları bisiklet üzerinde gerçekleştirdim, amortisör sistemi de inanılmaz bir konfor sağladı. Şuanda bisikletim tüm parçaları SHimano deore XT..

Lastik konusunda gelince ön lastik Rubena Flash beni Güney Kore ye kadar götürdü. Arka Rubena lastiğimi Türkmenistanda dikkatsizliğimden ötürü yarmıştım. Sonrasında Michellen Rock seridsi kullandım 3000 km de tüm dişlileri eridi. Güney Korede shwalbe marathonlara geçtim hala onları kullanıyorum. Karlı ve buzlu yollardada güzel performans sergilediler. Hala bisikletin üzerinde onlar mevcut ve o zaman bu zamandır patlamadılar : ).. Bir dahaki turumda kullanacağım lastiklerde Shwalbe Extreme dir.

Bisiklet normal kullanım için 10 kg ya düştü. Bagaj sistemi ile birlikte 12.8 kg. Çanta ağırlıkları 49-59 kg arası doğa ve ülke koşullarına göre sürekli değişti. Benim ağırlığımda 80Kg. Toplamda en fazla 139 kg. bisiklet tur bittiğinde toplamda 12500Km yol yaptı

Bisikletin üzerinde Garmin Edge 705 Gps bulunmaktadır. Gps sisteminin kullanıldığı en kapsamlı makine diyorum. Sadece fotoğraf çekme özelliği yok. Özelliklerinin bir kısmı; Uluslararası ana yol şebekesini detaylı tam olarak göstermekte. Elektronik pusula, Barometrik yükseklik ve eğim ölçümü, Nabız ölçümü, Kalori ölçümü, Güç ölçümü, performans düştüğünde veya yükseldiğinde uyarı sistemi, Geçmiş performansa göre kendinle yarışma imkanı (birkaç defa denedim gün geçtikçe daha iyi olduğumu gördükten sonra gerek duymadım hahah) Kadans ölçümü, Hız göstergesi, Her türlü mesafe ölçümü, Harita üzerinde 10000 nokta atışı, Otomatik saat değişimi, Jpg formatından harita yükleyip üzerindeki rotasyonda gitme imkanı, Topoğrafik harita (Sadece Türkiye’nin haritası yüklü). Geçtiğim tüm ülkelerin yol izleri metre metre ve bu mesafeler alınırken ortalama hızım ve kalori kayıplarının kaydı da bulunmaktadır. Böylelikte uydudan takip edildiğimden dolayı araç kullanıp kullanmadığım da açık ve net olarak gözükmekte ve kayıt altına alınmakta!! Lityum pil kullanmakta, şarjı 3 gün gitmekte. Yolda güneş enerji panelinden şarj ediyorum. Böylelikle her zaman açık ve çalışır durumda izimi sürüyor.

Msr’ın su arıtma sistemi ve benzinle çalışan ocak sistemi bulunmakta. Seramik arıtma sistemi şaşırtıcı bir şekilde idrarda dahil olmak üzere bir çok pis suyu arıtmaya olanak sağlıyor. Gene aynı markanın ocak sistemi çöl kumundan etkilenmeyip çalışmaya devam ediyor. 1 adet tencere ve tava, 1 adet bardak, Husky 4 mevsim çadır. Jackwolfskin 3 cm lik şişme mat, Artic 1100 plus -40 uyku tulumu, Northface summit kışlık ekipman, Asus marka netbook, E71 Nokia, güneş enerji paneli, çok kullanışlı İsveç çakısı. TruvaUydu telefonu için de Bisikletliler derneğinden Murat Suyabatmaz'a teşekkürler. Bisikletin tamiri, bakımı, onarımı için tüm yedek parçalar, aklınıza ne gelirse artık. Yedek lastikler, fren telleri, zincir, kelepçeler, fren papuçları böyle gidiyor çantaların içi. Güvenliğim için biber gazı ve şok cihazı vardı. Biber gazını Türkiye'den çıkmadan bıraktım. Şok cihazını da Özbekistan'da otele hediye ettim. Bu bisikletin üzerinde Türkiye'den çıktığımda daha çok şey vardı fakat gün geçtikçe hafiflemek amacı ile çok şeyi arkamda bıraktım.

Karşılaştığım bütün bisikletçiler Ortlieb'in çanta setini kullanıyor. Sadece bir bisiklette LX gördüm, geri kalan bisikletlerim tüm parçaları Shimano Deora XT. Bunun dışında çoğunluğunun arka vites sistemi kapalı sistem. Jantlar hepsinin özel, yoğun fren kullanımında ısınma yapıp lastiğe zarar vermiyor. Çadır desen hepsinde nerdeyse aynı cins çadır var. Fiyatları 800 euro, ilk duyduğumda o ne lan demiştim ama sonra özelliklerini görünce normal dedim. Uyku tulumları deseniz hepsininki - 40'lara dayanıklı. Su filtrelerinde ekstra özel filtre sistemi var. Ben Türkiye'de görmemiştim, görsem alırdım benimki tek filtreli ama gene de işe yarıyor. Neyse 2012 yılında çıkacağım turda yeni moda ürünleri kullanırım artık . :P Nasıl olsa neler kullanılıyor gördüm.

Seyahat ederken giden para az ama ekipman parası çok. Bir ara arkadaşlarımdan yardım alayım diye düşündüm yabancılar gibi sonra bir şeyleri başarmadın Gürkan, zaten inanan sayısı da çok az, önce yola çık dedim kendime. Şu anda Çin'deyim. Dalga geçenlere, inanmayanlara, yapamaz diyenlere inat dünyanın çatısına Pamir Dağı'na da bisikletim ile tırmandım.

Önemli bir şeye daha değinmek istiyorum. Bisikletimin arkasındaki Türk Bayrağına. Arkadaşlar bu önemsiz gibi gözükebilir. Ne var yani Türk bayrağının arka tarafta asılı olmasında? 5250 km neden tek bir yabancının sırt çantasında bisikletinin arkasında kendi ülkelerinin bayraklarını görmedim? O kadar gezginle tanıştım, bir tanesinde bile yoktu. Bir ara sordum neden bayrak takmadınız diye? Politik nedenlerden dolayı ülkeler arası gerginlikler yaşanıyor. Bayrak takıp kötü insanları üzerimize çekmek istemiyoruz. Peki :D Benim ülkemle de herkes dost zaten.

Grupla ilk seyahat ederken bayrak taşımamdan rahatsız olmuşlardı, onu hissetmiştim ama yolda Türk bayrağını görenlerin nasıl tepki verdiklerini kendileri de görünce tedirginlikleri gitti. Çin'e girerken bayrağı çıkartacak mısın diye soruldu. Sınırda askerler bayrağı ve pasaportu görünce hemen yanıma gelip bir çok soru sordular, bayrağı çekiştirip incelerlerken, Türkçe konuşarak usulca bayrağımı ellerinden çekerek "Çekiştirmeyin yırtacaksınız, oyuncak değil bayrak o." dedim, bir şey anlamadılar ama Elena'nın suratındaki gülümseme güzeldi. Sonra da bana, "Unutma burası Çin, sen de Türksün" dedi.

Yolculuğum boyunca iletişim problemleri yaşadım, ya telefon hattım yoktu ya da telefon çekmiyordu. İnterneti her zaman her yerde bulamadım. Öyle yerlerde bulundum ki ne gps, ne uydu telefonu çalışıyordu. Sanmayın ki ben bu satırlara yaşadığım her şeyi aktarıyorum. Benim de bir ailem var. Anne ve baba, bazı şeyleri de dönünce öğreneceksiniz veya kitabı okurken.

Bunca şeyi yaşarken bir telefon hattına veya bir internete ulaştığımda ilk yaptığım şey maillerime, facebooka ve bloga bakmak oluyor. Bazen tek bir motive edici söz beni kendime getiriyor. DEVAM DURMAK YOK diyorum. Hayatım boyunca tanımadığım (Türkiye'ye döndüğümde tanışacağım hepsi ile) beni arkadaşları aracılığı ile öğrenen ve son 1 sene içinde tanıştığım insanlardan inanılmaz destek alıyorum, hepsine çok teşekkür ederim. Tüm bisiklet camiasına en içten sevgilerimi yolluyorum destekleri için.

Seven sevmeyen herkese selamlarımı yolluyorum.

Hayallerinizin peşinden gidin zaman kaybetmeyin....

17 yorum:

  1. Sevgili Gürkan,
    2 haftadir blogunu takip edemiyordum. Bu son yazılarını okuyunca çok keyif aldım. Bence simdiye kadarki en etkileyici, en samimi anlatıma ulasmışsın. Keyifli anlatımlarını merakla bekliyecegim. Kendine, sağlığına ve şu jant tellerine dikkat et.
    seviler

    YanıtlaSil
  2. Ohoo GPA sensiz olacak yani :/

    Neyse Gürkan sağsağlim dön de Marmaris'te bi ortak buluşma yapalım 2011 bahar aylarında ;)

    YanıtlaSil
  3. Bu arada şu bahsettiğin Oritlabe çanta seti hakkında en ufak bir arama sonucu bulamadım. Acaba harflerden birini yanlış yazmış olabilirmisin?

    YanıtlaSil
  4. Enescım yazıda da duzelttım Ortlieb çantanın markası. Bısıklet çantası dedıgın bunlardır. Şuana kadar bir kendimde gordum baska marka herkes bunları kullanıyor. Bır kac modelı var. Fakat gordugum ve incelediğim kadarı ile şunu söyliyeyim klasik modeli en iyisi

    YanıtlaSil
  5. Selamlar Enes, ortlieb çantaları bende getirmeye uğraşıyorum. Fakat Türkiyede bulmak imkansız. Ben bir ara yurtdışına çıkarsam alacağım. Gürkan sende almayı düşünüyorsan eğer çin yada japonyadan alsan iyi edersin. Buraya dönünce bulmak imkansız olacaktır.

    YanıtlaSil
  6. Onu kesinlikle yapacagım çinde bir kaç adrese bakındım fakat bu çantalardan bulamadım. Japonya da insallah vardırda oradan alırım. Bu ura çıkmadan önce yurt dışından getirtmeyi düşünmüştüm fakat çok pahalıya geliyordu. UMarım japonyada bulabilirim

    YanıtlaSil
  7. Anlaşıldı çantaya iki kere para vermemek için ne yapıp edip o çantalardan edinmem gerek.

    Bunun dışında şu arka rohloff vites sisteminden edinmek istiyorum ama şerefsiz hakikaten iyi para. Ortalama 1000 eu seviyesinde... Yakın zamanda bir arkadaşımın bisikletinde test etme imkanım oldu. Hakikaten çok sade ve kolay bir sistem. Bisikletin ağırlığının arka tarafa kaydığı bariz bir şekilde belli oluyor... Takıyosun unutuyosun :)))

    YanıtlaSil
  8. Ortlieb cantalari alman mali, oradan getirtebilirsiniz. Ben de 98'den beli light modeli var hehalde bir 10 sene daha gider.
    Bir de Rohlhoff zincir tavsiye ederim..
    Gurkan, paylasimin icin tesekkurlerYolun acik olsun...

    YanıtlaSil
  9. Çinde dükkanları yok japonya da buldum birde guney korede var sanırım guney koreye gitmek için bahane buldum kendime :D Nasıl olsa vize istenmiyor :D Hem

    YanıtlaSil
  10. Ha gayret Gürkan.
    Alkışlar senin için.

    YanıtlaSil
  11. Gürkan Bey sizi geç tanıdım işim gereği geçtiğiniz bazı yerlerde bende bulundum ama inanın sizin blogu okudukça okuyasım geliyor size başarılar diliyporum ve kitabınızı büyük bir sabırsızlıkla bekliyorum gerçekten hep yapmak istediğim ama asla yapamayacağım şeylerden birisi bu tür bir çılgınlık bence

    YanıtlaSil
  12. Gürkan canım benim... Bu molayı çok ama çok sevdim... Dünyanın aslında ne kadar küçük ve bir araya getirilebileceğini öyle güzel ispatladın ki... Karşılaştığımızda yapacağım ilk şey seni alnından öpmek olacak... CAN'sın... Pek çok mesajını aldım kalben... Her ne kadar senin gibi pedal çevirmesem de yaşamımda kendince moron düzen içinde çok fazla pedal çevirmiş biri olarak sende çok şey buldum... İçimdeki yıllar önce alıp başını dünyaya keşfe çıkmak isteyen ama aptalca kurallar yasaklamardan dolayı bastırılmış o genç kızı gördüm... İçimdeki o özgür ama aptalca kurallara kurban olmuş küçük kızı gördüm... Ve bu molayı çok ama çok sevdim...

    YanıtlaSil
  13. Jale güzel sözler için çok teşekkürler. Hayata dair birşeyler katabiliyorsam olumlu birşeyler ne mutlu bana

    YanıtlaSil
  14. Çadırınız Husky'nin hangi modeliydi? Bir fototoğrafta, karlar altında kalmış zavallı bir bisiklet vardı! Etkileyici bir kareydi doğrusu! O şartlarda çadır sizi koruyabildi mi?

    YanıtlaSil
  15. Çadır Husky Bizam modeliydi. Islanma gibi bir sorunum olmadı. Soğuk olayına gelince. -40 dereceye dayanıklı bir uyku tulumu taşıdığımdan herhangi bir rahatsızlıkta duymadım soğuk havalarda

    YanıtlaSil
  16. bütün yazılanları heyecanla okudum;bütün bisiklet sevenlerin duyguları aşağı yukarı aynı.sizi en içten dileklerimle kutlarım..daha çok şey söylemek isterim;buraya yazmaya kelime bulamıyorum.

    YanıtlaSil