16 Haziran 2010 Çarşamba

Ozbekistan (Buhara- Samarkand)

Türkmenistan sınırından geçip Özbekistan sınırına doğru ilerliyorum. Kapının orada bizim tırcılar kuyruk oluşturmuş. Hepsi bana bakıyor. kapı açıldı. Tırcı arkadaşlar hemşerim hoş geldin diyip çayı ocağa koydular. 30 veya 40 tırcı arkadaş vardı. Sabah çaylarımızı içtik sonra ben kontrol noktasına doğru yöneldim onlarda Türkmenistan’a doğru yol aldılar.

Kapıda sıraya girdim bu sırada karşı tarafta bir bisikleti de Türkmenistan’a giriş yapmak üzereydi. Parmaklıklar arkasından yüksek sesle konuşmaya başlıyoruz. Güney asya tarafından geliyor Avrupa ya doğru gidiyordu. Adını söyledi o gürültüde duyamadım. Amerikalı olduğunu duyabilmiştim. Uzunca bir süre sohbet ettik. Bu sırada bir ıspanyol motorsikleti ile karsı tarafda beklıyordu. Benım Türk oldugumu ogrenınce hemen yanıma geldı.

Herıfın durumuna bakın. Ozbekıstanda kı Turkmenıstan elcılıgı adama Türkmenıstan tarafına gecın oradakı memurlarda evraklarınız hazır sızı beklıyor dıyorlar. Herıf motoruna atlayıp Özbekistan sınırını gecıyor. Turkmenıstan sınırına gıdıyor. Turkmenistan polisi burada evraklarınız yok, ozbekıstana gerı donun dıyorlar. Ozbekıstan vızesı adamın tek gecıslık oldugundan ozbekıstan sınır kapısıda bu vıze tek gecıslık ıcerı gıremezsınız dıyor. Herıf kalıyor mu tam ortada. Kafayı sıyırmıs durdaydı.

Memurlarla konusup durumu halletmeye calısıyorum. Adama ıkı gun verın herıf kazakıstan sınırından cıkıp gıtsın dıyorum ızın vermıyorlar. Gunlerden Cumartesı oldugundan Ispanyol elcılıgıde kapalı. Yanı adam Pazartesı gunune kadar maalesef ıkı sınır arasında beklemek zorunda kalıyor. Yanı anlayacagınız uluslararsı gezılerde kapıya gıdın evraklar orda hazırdır sızı beklıyordur derlersede ınanmayın evraklarınızı alın oyle gıdın sonrasında boyle göt olmayın. İşte tecrube edınmıs oldu adam, bende ogrenmıs oldum :D

Kapıdan gectıkten sonrada herkes dun Kanadalının gectıgını fakat aksam durmayıp yol aldıgını soyledıler. Ulan bır kere ınat ettım ya herıfı yakalayacagım dıye ya yakalayacagım kardesım ne olursa olsun. Buhara ya 120 km vardı. Rüzgar arkamda tamamdır ben bu adamı yakalarım dedım. Buharaya 40 km kala adamı kaysı agaçların dan kaysı çalarken yol kenarında yakaladım :D. Beni görünce şok oldu. Sonra suratında bir gülümseme oluştu. O da yalnız yol alan bır bısıkletcı bır noktadan sonra sohbet edecek bırılerının olması yol alırken hıc fena olmuyor. Neyse ilk önce hiç konuşmadan birbirimize sarıldık. Sonrasında da tanıştık. Herıfe nerden gelıyorsun nereye gıdıyorsun dedım. Bu arada adı David. Son bir buçuk senedir Atlantiğin bu tarafındayım dedi.. Nasıl ya anlamadım. Öncesinde nerdeydin?. Kaç aydır yoldasın dedim. Herif 1.5 senedir bisikleti atlantiğin bu tarafından geziyormuş. Hahahaha ıngılızce bıldıgım butun kufurlerı ettım sonra turkceye gectim Sonra muhabbet biraz daha ilerledi Meğersem herif Kanada dan 6 sene önce yola çıkmış. Ben yanlış anlamışım oha ki ne oha. Nereye gidiyorsun diyorum . Bilmiyorum geziyorum öylesine demez mi. Hahahahah len herif arıza cıktı. Yani arkadaşlar çılgınım deliyim falan diyoruz ya . Hikayeeeee hepsi. Herif başından geçen olayları bir anlatıyor. Ben anlatmadım sadece dinledim.Adamin anlatacak macerasi coktu. Kaç km yaptın diyorum haberi yok bilmiyor. Bir noktadan sonra bıraktım diyor. Buhara şehrine kadar onun yol anılarının küçük bir kısmını dinledim. Çok keyifliydi. Bu arada Gürkan biraz hızlı pedallayabilirmiyiz diyor.

Saat 14:30 da Mir- i Arab ın onunde olmamız lazım dıyor neden dedım. Kız arkadasımla bundan ıkı ay once konustugumuzda orada bulusucagımıza karar vermıstık demezmı. Nasıl ya ıkı aydır nıye konusmadınız diyorum. Bende telefon yok dedi. Adamda telefon yok, gps yok, harita yok. Belli bir plan yok. En son Türkiye de konusmuslar. Kız arkadasıda Bulgar. Bir dahaki turu mu bende böyle yapacağım çok hoşuma gitti. Annen yok mu dedim. Var onu da ayda bir arıyorum dedi. Eee onuda yapmasaydın dedım :D.. Biz Mir-i Arab ın oraya vardıgımız da kız arkadaşının gelmesıne 30 dk vardı bende civarda otel aramaya başladım . Döndüğümde 5 dk geçmişti kız arkadaşı hala ortalıklarda yoktu. Peki ya gelmeze ne olacak dedim. 5 dk daha bekleyelim gelmeze gidip otele yerleşelim dedi. Bunu Tam dedi pat kız çıkı verdi karşısına. Hadi len oldum :D… Ohaa ya len hiç kıskanç herif değilimdir ama şu olayı kıskandım valla. Sen 2 ay önce konuş anlaş , Pat diye gelsin kız. Vay arkadaş yaa .. Angelina da geldiğine göre artık gidip otelimize yerleşebilirdik.

8 dolara sabah kahvaltısı dahil super bir otelde kaldım 5 gün boyunca Buhara da Bir çok yer gezdim gördüm. Bir dolu yabancı arkadaşla tanıştık muhabbet ettik.

Eskiden Buhara yolu ticaret amaçlı kullanılıyormuş medreseler kervansaraylar hanlar konaklar. İpek yolunun en hareketli şehirlerinden biriymiş . Fakat bu yüz yılda farklı bir amaç içinde kullanılıyor. Yaşadığımız şu dünyayı daha iyi anlamak , kendi kültürlerini ülkelerini insanlara tanıtmak ve hayatlarına yeni anlamlar katmak için yola çıkmış bir çok maceraperestin, hayalperestin kesişme noktası olmuş. İstanbul da Ankara da çok zor karşılaşırsın aynı amaç için yola çıkmış insanlarla. Burada öyle değil. Bisikleti ile gelen motorları ile gelenler. Toplu taşıma araçlarını kullanarak seyahat edenler. Çalışarak dünyayı gezmeye çalışanlar. Kamyonları ile dünyayı dolaşanlar. İnanılmaz bir nokta herkes bir arada ve insanların yüzlerinde muhteşem bir gülümseme ve mutluluk var. Ben bu gruba artık, Yaşamın ne demek olduğunu fark etmiş insanlar diyorum. İster araçla ister yürüyerek bir şekilde uzun soluklu yolculuklar yapmak şart. Eğer bir şeylerin farkına varmak istiyorsanız.

David ve Angelina 20 gün boyunca Özbekistan içinde trenle oradan oraya gezip duracaklar. Bende bu arada yoluma devam edeceğim. Yol arkadaşlarım İsveç den Benjamin ve Loura olacaklar. Samarkant e kadar birlikte yol alacağız. Sonra ben Taşkent e devam edeceğim. Yolda tanıştığım herkes Tacikistan a gidiyor fakat Tacikistan benim rotamda yok. Yolu pek uzatmak istememiştim o yüzdende o ülkeyi es geçmiştim fakat hemen hemen herkes Tacikistan da görülecek muhteşem yerler olduğunu söylüyor. Şimdilik öncelikli hedefim Taşkent deki Türk elçiliğine varmak . Belki ilerleyen günlerde rotada bir değişiklik yapıp Özbekistan içinde alacağım yolu Tacikistan da alabilirim. Böylelikle bisiklet camiası ile de hareket etmiş olurum. Bu arada Rusya da gideceğim güzergah hakkında kimsenin en ufak fikri yok. Rusa soruyorum buraları biliyor musun diye. Geçeceğim köyleri şehirleri bilen yok. Ne rota çizermişim arkadaş.

Sabah erken yola çıkılacaktı fakat akşam Kristian ve Gisa beni İtalyan restoranına çağırdılar beraber yemek yedik. Yol hakkında yolculuk hakkında ve kazandığımız deneyimler hakkında sohbet ettik. 4 şişe bira gitmiş muhabbet esnasında. Baktımkı ıcmeye devam ediyorlar. Sizde motor var. Ben motoru bozmadan otele kaçıyorum dedikten sonra kalkıyorum. Gisa sabah erkenden gideceğim için kapılarını çalmamı istedi. İki gündür beraber geziyoruz . Birlikte fotoğrafımız yok . Sabah ben erken kalkıp bısıkletın çantalarını yerleştiriken Cristian ve Gisa da uyanıyor birlikte bir foto çekiliyoruz.

Kapının onunde bekleyen Benjamin ve Loura ya katılıp yola çıkıyorum. Ikısıde gayet hızlılar 28 km sabıtlıyorlar hızımızı. Benım onlara yetısmem düz alanlarda bıraz zor oluyor . Çark ebatlarımız ve tekerlek ebatlarımız aynı değil. Fakat benimde bisikletim onlarınkıne nazaran fazla yüklü olmasına rağmen hafif. Bisikletleri el yapımı demirden. Çark sistemi arka göbeğin içine saklanmış 2500 euro gibi bir paradan bahsetti sadece o sistem için. Bana biraz anlamsız geldi. Yolda bozulsa ne halt edecekler. 15 aydır bisikletle geziyorlar henuz bozulmamış onuda hemen söyledi. Kardeşim bu ne ya gezginlerin hepsi ağzını 1 seneden açıyor. Ben 2 ay demeye utanır oldum valla.

Ilk gün tempolarına alıştım. Benim eşlik etmem Benjamin içinde çok iyi oldu. Her 10 km bir öncüyü değiştiriyorduk rüzgar her zamanki gibi karşıdan geldiği için bu şekildeki değişim ikimize de çok iyi geliyordu. Loura nın keyfine diyecek yoktu. Kendisini birkaç defa tebrik ettim o ağırlıktaki bisikleti o hızda sürdüğünden.

Her 30 km de mola verip günü 112 km ile kapadık. Kamp için bulduğumuz alan yoldan 1 km kadar uzaklıktaydı. Yanımızda bir dere akıyordu. Benjamin dere gördümü girip yüzüyormuş. Yahu buradaki dereler temiz değil girip yüzme dedim. İyide Gürkan içmiyorum yüzüyorum dedi. Şimdi adama nediyeyim. Çadırları kuralım gireceğim ben dedi. 10 dakika sonra ilerideki köyden bir traktör geldi köyün çöpünü o dereye karşı taraftan boşalttı. Benjamin e gösterdim al bak ne yapıyorlar diye . Aman Tanrım diye çığlık atıp duruyor. Ne yapıyorlar bunlar diyor. Bana soruyor. İstersen bir durdurmayı dene bu insanlar bunu senelerdir yapıyorlar dedim. Şimdi gir o suya nasıl olsa içmiyorsun yüzüyorsun hadi bakayım aslanım göreyim seni dedim. Midesi bulandı. O görüntüden sonra sanırım bir daha kolay kolay derelere giremeyecek. Gün içinde şunlarıda yaşadık. Yolda otostop ile dunyayı gezen krıstopher bır araçla onumuzu kesıp bıze erık verdı. Oglen motorları ıle turkmenıstan collerını asarak mogolıstan gıden Gisa ve Cristian bizi yakaladı beraber yemek yedik. Aksam david le konustum taskent de dolanıyormus. Biz kamp atmadan önce polonyalılar karavanları ıle yanımızdan gecerlerken soguk su verdıler. Aha lste ıpek yolunda seyahat etmek boyle bırsey :)

Gün çok sıcak geçmişti çadırın içinde sadece boxerla duruyordum her iki giriş bölmesini tepedeki havandırmasını sonuna kadar açtım. Yemekten sonra bir ağırlık çöktü hemen uyumuşum gece 2 de uyandım. Hava buz kesmiş her tarafım tutulmuş. Hemen tulumu çıkartıp üstüme örttüm. Sabah güneş çadıra bir vurdu anında hamam oldu ortalık. Şu çöl ikliminden bir cıkamadım anasını satayım.

Sabah 8 e kadar pılımızı pırtımızı toplayıp kahvaltımızı yapıp yolumuza cıktık . Hava bir önceki güne göre çok daha sıcaktı hatta bayağı sıcaktı çünkü ben litre litre suyu ilk defa üzerime döktüm. Her 15 km bir nerdeyse mola vermek zorunda kaldık. Ağaçlarla dolu serin bir yer bulduk mu hemen duruyorduk. 15 litre su taşımaya başladım. Benjamin ve loura da toplamda 20 lıtre su tasıyorlardı. Ve aksama kadar bız hepsını bıtırıyorduk. Yolda mola yerlerı ve su harıcınde hıc durmadık. Ben tek başıma olsaydım kesınlıkle dururdum. Sabah 8 yola cıkıp aksam 5 e kadar 100 km gecmeye calısıyorlar . Ben tek başımayken sabah 6 da yola çıkıp akşam 7-8 gibi kamp atıyorum. Bende ortalama 100 km uzerıne cıkıyorum dıyebılırım. Ama en azından yolda foto cekıyorum bunlarda oyle bırsey yok. Ikısının fotosunu kac defa cektım mutluda oldular ılk defa yoldayken bırı fotomuzu cektı dıye. Len ıyı hos guzelde sızde benı ceksenıze bızde hasretız biri fotomuzu çeksin diye. Makınayı ayarlayıp kendımızı cekıp duruyoruz ıkı aydır. En sonunda benjamıne Çek ulan benı dıye söylendim. Yoksa cekecegı yok :D

Yavaştan yavaştan rampalar başlamıştı. Ikisine nazaran rahat çıkmama rağmen çok terliyordum. 100 km yi devirmiştik gene kamp alanı arıyorduk. O kadar güzel bir yer buldum ki. Yüksek bir tepede agaçlar arasında pöfür pöfür esen bir yer. Hepmize çok iyi gelmişti bu alan. Çadırları kurmadan şekerleme bile yaptım çam ağaçlarının altında. Hemen arkamızda da kaysı ve vişne agacı vardı. Oradan da meyva topladık. Yakında ki evin çocukları bizi görüp hemen yanımıza geliyorlar. Biraz onlarla sohbet ettim daha doğrusu etmeye çalıştım. Bu bölgede artık Türkçe yi çok az kullanmaya başlıyorum. İnsanlara Türkçe biliyormusunuz dediğimde Türkçe değil Özbekçe biliyoruz diyorlar. Türkçe diye bir dil yok onlar için o dil Özbekçe diyorlar. Hepimiz Türküz diyorum hayır biz Özbeğiz diyorlar. Baktım ki her yerde aynı tepki ile karşılaşıyorum. Karşılaştığım ilk özbekle sanki Türkiye deymiş gibi konuşuyorum. Beni anlıyorlar fakat ben onları anlamıyorum burada artık Türkçe ile Rusçayı öyle bir karıştırmışlar ki Rusça sanki daha çok kullanılıyor. İlk başta beni Türkmen sanıyorlar. Türkiye denim diyince donup kalanlar gözlerini açanlar bile oluyor. Türk e benzemiyormuşum. Italyan gibisin diyorlar. Bunu yabancılar da söyledi. Onlar da ıtalyan a benziyorsun diyorlar. Alla alla. Len ıtalya ya gitmediğim için bilemeyeceğim tabi bu herifler gezmiş görmüş. Arhavi Nufus dairesi başkanı Zeki amcam sayesinde de yüz yıllardır Karadeniz bölgesinde yaşadığımızı bildiğimden rahatım :D

Gece kamp attığımız alan süper tamamda gecenin bir yarısı kurbağalar başladı vıraklamaya. Sesleri bir yükseliyor bir alçalıyor. Üstüne cırcır böcekleride eklendimi. Len sanarsın dışarıda resital var bizde Loca dan dinliyormuşuz gibi. Çadırdan dışarı çıktım. Biraz yürüdüm sesler kesildi. Benjamin de uyumamış. Sabaha kadar bizi uyutmayacaklar Gürkan boşuna uğraşma diyor. Tuvalete gidiyorum ne uğraşacam canım kafalarına göre takılsınlar yapcak bir şey yok dedim

Sabah benjaminle ben sersem gibi kalktık. Loura soruyorum uyudun mu diye çok rahat uyudum demez mi. Eeee dün çadırın önünde konser vardı nasıl başardın diyorum. Çok yorulmuşum duymadım bile diyor. Vay arkadaş ya ulan Benjamin ile nerdeyse ayakta uyuyacağız . Neyse Samarkand a 70 km kalmış hemencecik biter diyoruz.

Yola çıkıyoruz, başlıyor rampalar. Birini çıkıyoruz yeni bir tanesi bizi karşılıyor biraz aşağıya iniyoruz sonra daha yükseği karşımıza çıkıyor. Böyle in çık in çık giderken Benjamin aniden durdu yolu işaret ediyor. O ne len öyle oldum. Yolun ortasında yaratık var . Yaratık var diyorum çünkü ben hayatımda bu kadar büyük bir örümcek
görmedim. Hemen kamerayı çıkartıp çekiyorum bir kare . Ben yaklaştıkça o korkup kaçmıyor tam tersine. Saldırmak için pozisyon almaya başlıyor. EE bu işer cüsseye göre tabi. Hayvan öndeki dişlerini lastiğe saplasa patlatır valla. Baktım ki üzerime atlayacak hemen geri çekiliyorum. Kendisini yolun ortasında rahat bırakıp yolumuza devam ediyoruz. Tempomuz gene gayet hızlı. Samarkand a kadar hiç durmadan ilerliyoruz. Nasıl olsa az kaldı diyip öğlen yemeği falan da yemiyoruz.

Samarkand a girdiğimizde benim Gps de sinyal veriyor bataryan bitiyor diye. Benjamin in gps inden haritalar indirmiştim biraz değişik fakat işe yarıyordu. Gps de ki harita bizi eski şehre götürüyordu bu çok güzeldi sağa sola sormadan otellerin olduğu noktaya kadar gittik.

Kendilerinin internetden bulduğu oteli araştırırken sağda solda tesadüf eseri oradan geçmekte olan yakınlardaki bir hotel in sahibi gelin benim otelimde kalın Almanya dan, Belçika dan bisikletçiler var günlüğüde 8 dolar diyince hemen olur dedik.

Hotel de konfor olmasa da ortam cidden çok iyidi. Bir masa etrafında 10 tane turcu bulustuk saatlerce sohbet ettik. Muhteşem bir duyguydu bu. Bunca turcu tek bir ortak noktada buluşuyorlardı Türkiye muhteşem bir yer. Yeri geliyor kendi ülkelerini eleştiriyorlar. Ama Türkiye ve o topraklarda yaşan insanlar için o güzel sözler söylüyorlarki gurur duyuyorum. Onlarda yollarda ilk de fa bir Türk turcu ile karşılaştıkları için mutlu olduklarını dile getiriyorlar . Benim Türkmenistan dan bir aylık vize aldığımı duyduklarında da çok şaşırıyorlar. İlk defa birinin Türkmenistanı baştan sona geçtiğini sayemde öğrenmiş oluyorlar :D…Bende ekliyorum Dışişleri bakanlığımın yardımı ile bu izni aldığımı ve bu şekilde onların tarihine geçtiğimi söylüyorum. Atılım Universitesini de merak ediyorlar onu da anlatıyorum. Universitenin böyle bir projeye sponsor olmasıda mutluluk verici diye ekliyorlar.

Bu otelde ben gelmeden ayrılan birde Türk varmış. Aslen İzmirli fakat Amerika da yaşayan Selma. Otostopla gezen 35 yaşlarında bir Türk Kadın. Helal olsun valla nediyeyim.. Kaçırdığıma üzülüyorum tanışmak isterdim kendisiyle.

Otelin birde ilginç bir anı duvarı var her gelen bir şeyler yazmış fotoğraf eklemiş . Bunları incelerken gördüğüme inanamıyorum. Gizemin fotoğrafı karşımda duruyor kendiside buraya daha önce gelmiş. Bu arada otelde bulunan bir İspanyol çift de fotoğrafa dikkatlice bakıp .Biz bu kızla şubat ayında büyük ada da tanıştık demez mi. Ulan dünya bir anda küçüldü. Bu çift ayrıca benim Azerbaycan yevlax da kaybettiğim bisikletli Belçikalılarda çıkmaz mı. Yani arasan bu kadar tesadüfü bulamazsın bir arada. Akşama kadar sohbet ediyoruz . Muhteşem bir çift keşke yakalayabilseymişim.

Samrkand da birkaç gün kalıp yoluma devam etmeyi planlarken Kırgızistan da ki olayların kızıştığını öğrenip hepimiz üzülüyoruz umarız en kısa zamanda geçer diyoruz. Özbekistan dan Kırgızistan a geçmek içinde benim sadece 8 güne ihtiyacım vardı . Şu durumda Kırgızistan a gitmem pek uygun değil. Elçilikten Ümit bey de Kırgızistan a gitmemem konusunda beni uyarıyor. Bu durumda rotamı Kazakistan a çevirmem gerekiyor. Bu Belçikalı çift benim rotamı tam tersten yapmışlar. Azerbaycan Bakü den Kazakistana geçip oradan özbekistana geçmişler. Yol boyunca sadece pedalladıklarını görmeye değer hiçbirşey olmadığını söylüyorlar. Bizimle Tacikistan a gel diyorlar.

Bütün gezginlerin gözdesi olan Pamir dağı Tacikistan sınırları içinde. Kimisi dünyanın tepesi diyor. Araçla çıkılacak en yüksek zirve diyorlar. Bisikletle cıkılan en yüksek nokta 4650 metre. İnternet cafe bulup Pamir dağı ve tacıkıstan hakkında bılgı buluyorum. Evet anlatılanlara ve fotolara bakılınca muhteşem bır yer. Fakat Çin e gecmek ıcın kırgızıstan gene kullanılmak zorunda. Bız yol alırken herseyın degısecegını soyluyorlar. Peki tacıkıstan uzerınden gıdersem ne olacak.

Kazakistan ve Rusya rota disinda kalacak gibi gozukuyor. Ben Tacikistan da pedallarken bu arada kirgizistandaki ic savas biterse ve ben osh sehri uzerinden Biskek e ulasabilirsem rotaya aynen devam edecegim . Tek bir farkla Araya Pamir dagini ve Tacikistani sikistirdigimdan Tur 1 ay daha uzuyor Tahmini kilometre 15000 e yaklasiyor. Savasin bitmedigini dusunursek genede her halukarda kirgizistana girmek zorundayim cin e gecmek icin osh sehrinin 100 km yakinina kadar yaklasip . Tacikistan siniri ile cin siniri arasindaki 250 km mesafeyi 2 gunde almaya calisacagim. Bu sirada Yanimda Belcikadan Tierry ve Elena, Almanya dan Thomas, Kanada dan, David, Isvec den Benjamin ve Loura olacak .Herkesin vise tarihi ayri zamanlarda ama millet birbirini yakalayacak yolda.

Iki gundur internetde arastiriyorum Pamir e tirmanis yapan bir bisikletci bulamadim. Cidden bu daga tirmanis yapan ilk Turk bisikletci ben mi olacagim onuda merak ediyorum . Eger oyle ise bu cidden kayda deger bir basari olur tabi eger 4650 metreye ulasabilirsem. Zor bir tirmanis olacak gibi oncesinde de 3200 bir tirmanis daha var . Kar kaplani lakabi aliyormus bu daga tirmanan dagcilar. Bu tirmanisi gerceklestiren bisikletcilere nedeniyor acaba ?onuda bir dahaki yazimda ogrenip sizlerle paylasacagim.

Ben yarin Tacikistana dogru pedallar. Fotolar konusunda hepinizden ozur dilerim. Inanin su fotolar icin 2 saattir ugrasiyorum. Yapabilecegim bu kadar umarim bir yerlerde iyi bir baglanti bulabilirim .


Not: 4 aydir bu blog a duzenli olarak yazilar yaziyorum. O kadar cok imla hatasi yapiyorumki onlari duzeltmekle ugrasmiyorum cunku arkamdan benim daginikligimi toplayan istanbulda yasayan Caglarim var. Sana ne kadar tesekkur etsem azdir kiz :D Biliyorum yazilari okuyunca agzin acik kaliyor salyan akiyor. merak etme motorlarimiz icin ayri bir rota cikartiyorum. ilerde bir gun bu yolu bir daha alacagiz .

Burak Gungor canim kardesim sana cok tesekkurler Turkmenistan da ki muhtesem lojistik destek icin Turkiyeden kargo 1 gunde Polimeks firmasi sayesinde elime ulasti muhtesemdi.

Atilim Universitesi nin hazirladigi sayfa icin diyecek birsey yok. Tam destek. Pamir daginin Bisikletle cikilan en yuksek noktasina Turk bayragi ile birlikte onlarin bayraklarinida dikecegim.

Bisikletliler Derneginden Murat Abi nin son anda gonderdigi uydu telefonuda iletisimimi her zaman sagladi.


Tekrar tekrar tesekkurler . Hepinize sevgiler saygilar


11 yorum:

  1. Mesajlarını sabırsızlıkla bekliyoruz ve okuyoruz Gürkan. Kırgızistan'daki olaylar çıktıktan sonra aklıma senin rotana tekrar bir bakmak geldi ve bahsettiğin gibi Kıgızistan'dan geçtiğini görünce nasıl bir plan yapacağını merak etmiştim doğrusu. Tacikistan ile ilgili birkaç tane günlüğü CrazyGuyonaBike'ta rastlamıştım, özellikle Pamir geçişi baya zorlu görünüyordu. Kolay gelsin şimdiden, keyifli sürüşler..

    Bu arada bahsettiğim günlükler şurda (eminim bu siteden haberin vardır ama..): http://bit.ly/cEQ7ub

    YanıtlaSil
  2. Spontan Turcular Buluşması leziz olmuş, Tacikistan'da az zorluk, bol eğlence, besleyici yiyecekler, temiz su dilerim.

    @Arif Bayırlı: Paylaştığınız günlük portalı için çok teşekkür ederim, aylar boyunca okunabilecek bir kaynak.

    YanıtlaSil
  3. Arif evet bu siteye daha once bakmistim buhtesem bir yer. Dun aksam kaldigim otele pamirden bir hollandali geldi ve bize detayli bilgiler verdi hem pamir hemde kirgizistan hakkinda. Cok zorlu bir yol oldugunu hollandali bize anlatirken hepimiz daha net anladik. Sorun yok Pamir dagina tirmanan ilk turk bisikletci olacagim gibi gozukuyor o yuzden ben doga yutarim viz gelir.

    Onurcum tesekkurler

    YanıtlaSil
  4. Gürkan merhaba,
    tüm yazılarını bir solukta okuyorum ve büyük keyif alıyorum, ama bu kaydın resmen ağzımı sulandırdı, insanın canı çekiyor...

    rüzgar hep arkandan essin...
    görüşmek üzere...
    doğukan

    YanıtlaSil
  5. Gurkancimmmm,

    iyi ki okudum yazdiklarini cesaret verdin bana, gelince anlatirim nasil bir cesaret verdigini..
    umarim geliceksin yani geriyee..

    kendine cok iyi bak.. aklimdasin gozumun ve kulagimin bir kismi sende :)))

    YanıtlaSil
  6. Gürkan kardeş merhaba,

    Bahadır ben.Eğer yolunu uzatmayacaksa Kazakistanı rotandan çıkarmamanı tavsiye edecem.Murat abiyle konuştum burada desteği sağlarım.Almaty deyim.Senin telefonuna mesaj attım bugun.Bana oradan ulaşabilirsin.Turkmenistandan RUHFENi okuyunca çok şaşırdım, beraber çalışmıştık.Kendisinede buradan sevgiler.
    Karasineğin dediği gibi "rüzgar hep arkandan essin"
    Bahadır

    YanıtlaSil
  7. Bahadir selamlar tesekkurler facebookdan durum hakkidna bilgi yazdim

    Aysecim olayi merak ettim bir ara yaz

    Karasinek tesekkurler

    YanıtlaSil
  8. blogunuzu ilgi ve zevkle takip ediyorum ancak blogun yeni temasını beğenmedim. Bem cep telefonumdan internete giriyorum,telefon blogun yene haliyle zorlanıyor, sayfalarda aksıyor, eski teme daha güzeldi benim için. Bişeyler yapabilir misiniz ?

    YanıtlaSil
  9. OOObbbaaaaaaa :)
    Gürkan yazıdıklarını hayranlıkla okuyorum hep yaptıklarına büyük bir delilik diyordum ancak , yazılarında geçen bazı kişilerin delilik konusunda yanından bile geçemediğimizi anlamış oldum :) (Not: Sen daha delisin) Hatta 2 ay sonra kız arkadaşıyla buluşan arkadaşın , bir o kadarda teknolojıden uzak olması oha çüş falan filan dedirtti . Gürkan kardeşim o manyak biri onu görürsen yolunu değiştir :) . Yazılarını bekliyorum sana iyi yolculuklarrrrrr...

    YanıtlaSil
  10. ha bu arada obaa diye başladımya yazdıklarıma :) bil bakalım ben neredeyim:))

    YanıtlaSil
  11. Ferhat bizlerde normal değildik küçükken ne çılgınlıklar yaptığımızı hatırlarsın. Şimdi büyük kendi imkanlarımızı kullanıp bu çılgınlıkları yapmaya devam ediyoruz. Neymiş içimizdeki çocuğu kaybetmemişiz çpüyorum herkese sevgiler saygılar. Yola devam

    Orta ve doğu karadeniz, Gürcistan , Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Tacikistan, Kırgısiztan bisikletle geçilmiştir. Çinde ikinci ayıma girdim pedallamaya devam ediyorum. Sırada Moğolistan, Rusya, Güney Kore, Japonya var. Durmak yok yola devam

    YanıtlaSil