29 Ocak 2010 Cuma

Hikayenin Başlangıcı

Sıradan bir gündü. Sabah 8'de uyanmış, koşumu yapıp evime dönmüştüm. Duşumu alıp giyinip restoranıma doğru yoldaydım. Her gün bir öncekinden farklı bir yoldan gidiyordum dükkana. Hep aynı düzen, aynı şeyler, işin stresi canımı sıkıyordu. Perşembe'ydi gene günlerden. Satın alma günüm. Dükkandan eksik listesini alıp çıktım. 2 saat süren alışverişten sonra Ulus'da bisikletlerin satıldığı Yiba Çarşısı'nın önünden geçerken bir anda çoçukluğum gözümün önüne geldi. Bisiklet almaya babamla buraya gelirdik. O andaki heyecanı, mutluluğu hatırladım. İçim kıpır kıpır oldu. Suratımdaki tebessümü hissettim. Hemen aracı yana çekip mağazaların içine daldım. En son ne zaman binmiştim? 12 miydi yok yok 14 yaşındaydım..

Neyse hemen bir tane almalıydım. Karaşimşeğimi aramaya başladım; küçükken öyle derdim bisikletime. Karaşimşek.. İşte duvarda asılı duruyordu... Evet evet bunu istiyordum. Uzun pazarlıklar sonunda karaşimşek benimdi, hemen alıp evin yolunu tuttum. 12-13 yaşında hissettiğim mutluluğun aynısını 30 yaşında da hissetmem hoşuma gitti. Akşama doğru bisikletle ilk test sürüşüme çıkmak için kardeşim beni İncek yolu üzerinde bıraktı.Bu arada yaşlı bir amca biz bisikleti araçtan indirirken yanımızdan bisikleti ile geçti. İşte dedim olay budur. Hemen bisikletime atladım amcayı yakalamaya çalışıyorum. Yahu amca yaşlı gibi duruyordu, maşallah yetişemiyorum. Bir rampa aştık ben daha da yaklaştım, amcanın ensesindeyim önümüzde bir rampa daha var. Ben bu amcayı burda geçerim diyip atağa geçtiğim sırada amcanın baldırları gördüm. Benim bacak kadarmış, ben yokuşu çıkarken tıkanırken amca yanımdan geçerek "Daha kırk fırın ekmek yemen lazım." diyince benim de bisiklet maceram başlamış oldu.

Senler sonra bisikletin üzerinde pedallarken annemin kardeşimle bana bağrışlarını anımsadım.
- Yeter bisiklete bindiğiniz
- Kitleyeceğim bak bir daha binemeyeceksiniz
- YEMEK HAZIIRRR hadi artık inin bisikletlerinizden..
ulan bir gün gelecek dünyayı gezeceğim dedimi hatırlıyorum..

İşe gidip gelirken kullanmaya başlamıştım bisikleti sonra işlerim istediğim gibi gitmemiş restoranımı devretmiştim. Aklıma gelen bu çocukluk hayalimi gerçekleştirmek için zamanda ortaya çıkmıştı.. Neden olmasın?? Öncesinde gideceğim rotayı çıkarıp bir hazırlık yaptım. Gideceğim günde evden tam bakkala gider gibi çıkmıştım. HAdi ben gidiyorum görüşürüz sonra..
Ailem Aşti ye uğurlamaya geldiğinde gerçekten gittiğime inanmıştı...

Hayal kurmayı bırakıp hayallerimin peşinden koşmak hayatın gerçekleklerini görmemi sağladı. Bunu yaparkende bisikletin bir ulaşım aracı olduğunu çevremdeki insanlara hatırlatmaya başladım. Hepimiz biliyorduk sadece unutmuştuk. Doğamızı korumak için muhteşem bir araçtı. Sonrasında bakın daha neler oldu.

2010 yılının nisan ayında samsun’dan bisikletimle yola çıktım. gürcistan, azerbaycan, türkmenistan, özbekistan, tacikistan, kırgızistan çin, moğolistan ve güney kore rotasını takip ederek japonya’ya ulaştım.

samsun’dan tokyo’ya uzanan ve 11 ay süren bisiklet yolculuğumda, tam 12.500 km pedal çevirdim.

doğa dostu bir araç olan bisikletin büyük şehirlerdeki yol ağını büyütmek, bisiklet yolu olmayan şehirlerde yapımına başlanmasını sağlamak ve bisikletin yalnızca bir karne hediyesi değil, aynı zamanda ekonomik, doğal ve sağlıklı bir ulaşım aracı olduğunu ailelere hatırlatmaya çalıştım

“doğa için pedalla” adını verdiği bu projede pek çok ilke imza attım: kuzey asya’yı bisikletle geçen ilk Türk, orta asya cumhuriyetlerini bisikletle geçen ilk Türk, ipek yolu’nun tamamını bisikletle geçen ilk Türk, Türkmenistan’ı bir ucundan diğer ucuna resmi olarak tek başına geçen ilk insan, türkmenistan’da bulunan ve dünyanın en büyük sekizinci çölü olan kara-gum çölü’nü bisikletle geçen ilk türk, dünya’nın çatısı denilen pamir dağı’na (4.650 mt) bisikletle tırmanan ilk Türk, dünyanın en büyük üçüncü çölü olan moğolistan’daki gobi çölü’nü bisikletle geçen ilk Türk ve “türk” ve “türkçe” kelimelerinin tarihte ilk defa geçtiği moğolistan’daki tonyukuk anıtı’na bisikletle giden ilk türk olarak tarihe geçtim.

azerbaycan, güney kore ve japonya’daki şehitliklerimize kadar gittim. 23 aralık 2010 tarihinde japonya’ya vardım; en büyük çocukluk hayalimi gerçekleştirdim. bisikletimin arkasında tüm yol boyunca dalgalanan türk bayrağı, japonya’nın kushimato şehri belediye başkanı tarafından teslim alınarak şehir müzesinde sergilenmeye başlandı. Tüm asya da gazetelere televizyonlara çıktım. Sadece japonya'da 65 gazete ve NHK televizyonunda 15 dk yer aldım

Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde, ana ve ilköğretim okullarında, liselerde ve üniversitelerde, yaz kamplarında yazılı ve görsel basında tecrübelerimi paylaşıp, Türkiye'nin geleceğine katkıda bulunuyorum. Turun kitabını yazıyor, fotoğraf sergisine hazırlanıyorum ve 2012 ocak ayında bisikletimle izmir den dünya turuna başlıyorum..

Hep hayalini kurduğum bir şeyi artık yapıyorum...

4 yorum:

  1. Gezi raporunu okumak o kadar heyecan vericiydi ki anlatamam. Ne ararken bunu buldum hatırlamıyorum, çünkü dalıp gitmişim ve aradığım şeyden kopalı çok uzun zaman olmuş.Bir yandan anlatıları okurken arka planda olayları zihnimde oynattığım video ile izliyorum.Ve keşke diyorum,senin gibi bir yol arkadaşım olsaydı.

    YanıtlaSil
  2. Orta ve doğu karadeniz, Gürcistan , Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Tacikistan, Kırgısiztan bisikletle geçilmiştir. Çinde ikinci ayıma girdim pedallamaya devam ediyorum. Sırada Moğolistan, Rusya, Güney Kore, Japonya var. Durmak yok yola devam

    YanıtlaSil
  3. size diyecek söz bulamıyorum. yaptıgınız akıl karı bişey degil. tebrik ederim. bir gün sizinle tanışmayı çok isterim. yolunuz açık olsun.

    YanıtlaSil
  4. Hedefim olan Japonya ya vardım şu günlerde tokyoya ulaşmaya çalışıyorum.. Japonya nın içinde zikzaklar çizip duruyorum ...

    Ozkan teşekkür ederim. 31 yaşıma kadar yapmış olduğum en akıllıca işti bu seyahat bende bu şekilde düşünüyorum : ).. Umarım bir gün tanışırız

    YanıtlaSil